Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir gazap konusudur.” (Saf Suresi, 2-3)
Âlimler, ayette geçen “makten” kelimesinin, gazaptan daha büyük bir anlam ifade ettiğini söylemişlerdir. Bu, Allah’ın bir sıfatıdır.
Ayetin nüzul sebebi ise şöyledir:
Bir gün sahabeler, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e, Allah katında en faziletli amelin hangisi olduğunu sordular. Nebî aleyhisselâm cihad olduğunu söyledi. Bunun üzerine bazıları tereddüt göstermeye ve geri çekilmeye başladı. Bunun üzerine Allah Teâlâ bu ayeti indirdi:
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz?”
Bu yüzden ilim talebelerinin çoğu kez “Nasıl ezberleriz?”, “Nasıl ilim talep ederiz?” gibi sorular sorduklarını; ancak “Nasıl amel ederiz?”, “Nasıl daha fazla amel edebilirim?”, “Gece namazına nasıl kalkabilirim?”, “Kalbimi nasıl temizlerim?” gibi soruların nadiren sorulduğunu görürüz. Sorularımızın neredeyse tamamı, amelden ziyade teoriktir.
Değerli kardeşlerim, bizim ilmimiz Resûlullah’ın ashabının ilmi gibi midir? Onların ilmi amelle iç içeyken bizimki öyle değildir. Onlar kendilerini sürekli muhasebeye çekiyorlardı.
Değerli kardeşlerim, bizim ilmimiz Resûlullah’ın ashabının ilmi gibi midir? Onların ilmi amelle iç içeyken bizimki öyle değildir. Onlar kendilerini sürekli muhasebeye çekiyorlardı.
Ömer radıyallahu anh, Bakara Suresi’ni ezberlemek için 8 senesini vermiştir. Düşünsenize, bizden biri bu sureyi bir ayda ezberlerken, o 8 sene boyunca bu sureyle meşgul olmuştur.
Senin Allah katındaki değerin, ilminin ya da ezberinin çokluğuna göre değildir. Allah katındaki değerin, bu ilimle ne kadar amel ettiğine göredir.
Nefis tezkiyesi dersleri/ Halid el-huseynan
Seleften birinin talebesine şöyle dediği söylenir:
Şeytan seni günahlarla ayarttığında ne yaparsın?
Talebe dedi ki: Mücadele ederim.
Hoca dedi ki:
-Bu çok zor. Bir koyun sürüsünün yanından geçerken o sürünün köpeği seni oradan geçirmemek için havlayarak sana engel olursa ne yapacağını biliyor musun?
Talebe dedi ki:
Bütün gücümle mücadele ederek karşı koyarım.
Hoca dedi ki:
- Bu sana çok zor gelir. Ancak koyunların sahibinden sana karşı engel olan şeyi gidermesi için yardım istersin. İşte şeytandan ve vesveselerinden kurtulmak isteyince de onu yaratan Allah'tan onun senden uzaklaşması için ve seni ondan koruması için yardım iste."
*Allah'tan yardım istemek, O'na tevekkül etmek, O'nun kazasına rıza gösterip kaderine teslim olmak sıkıntılardan kurtuluştur.
*İşte Salihler böyleydi (Şeyh Halid el-Hüseynan)
Bu noktada bir gerçeği itiraf etmek zorundayız : Maalesef , müşriklerden beraati kabalaşmak zanneden ve tekfiri de sahtekârlık aracı olarak kullanan insanlar , bu davete çok büyük zarar verdiler . Çaldılar , soydular , aldattılar ... “ Daru'l Harp Fıkhı ” diye “ Ahlaksızlık Fıkhı ” oluşturdular . Zinayı , faizi , hırsızlığı meşrulaştır- dılar . Rahat yataklarında uyuyup âlimlerin cihad ahkâmına dair söylediklerini komşularına tatbik ettiler . Allah'tan ( cc ) utanmadılar , Muhammedu'l Emin'i ( sav ) örnek almadılar , İslam'ı güzel bir şekilde temsil etmediler . Bugün muvahhidlerin bu yanlışı düzeltmek için de fazladan bir çaba içinde olması gerekiyor . Her birimizin işinde , komşuluğunda , ticaretinde ... tevhidin güzelliğini gösterecek güzel bir ahlak üzere olması , bunun için çabalaması bir zorunluluktur . Toplum , anlatılana değil , anlatanlara bakıyor . Dinin yaşanışı güzelse daveti de güzel kabul ediyor . Davete icabet ediyor ; etmese dahi savunuyor , destekliyor . Biz isteriz ki ; herkes Ebu Bekir ( ra ) olsun . Şayet Ebu Bekir olmuyorsa , Ebu Talib olsun . İnsanları Ebu Cehilleştirmenin ne davaya ne de bizlere faydası yoktur .