Benimki de onlarınkine benzeyen bir ağırlıktı; kalp değil, dünya ağrısı. Sadece kendi dertlerimin değil, başkalarınınkine derman olamayışın da yüküydü sırtımda taşıdığım. Senelerce kalbimi rendeleyen suçluluk hissi, bu yükün piçiydi. Kabuğun altındakilerden çok üstündekilerle, yaptıklarımdan çok yapmadıklarımla ilgiliydi. Başkalarının yanından bir gölge gibi sessizce geçişimle, dünyaya değmeden parmak uçlarımda yürüyüşümle. Kendime bir pusula, bir baston bulamamaktan yakınırken, kimseciklere baston, pusula olmayı beceremeyişimle.
Anlatmaya en az yarayanın kelimeler olduğunu anladığından beri daha az konuşuyor. Söylediklerini dinlemeyenler, sessizliğinden de mana çıkarmaya çalışmıyor.