Dikkati sürekli "dışarıda" olanın, içeride olan bitenlere hızla yabancılaşması kaçınılmazdır. Bir süre sonra artık içeride, zihinde, ruhta, hatta bedende olan bitenlerin farkındalığı kaybolmaya başlar. Şişkinlikten patlatacak bir yemeği yemeyi "zevk" , kafayı bulandıran bir sıvıyı içmeyi "keyif" , zihnimizi hazır dizi senaryolarına esir etmeyi "dinlence" , kendimizi kaybedercesine zamani ve benliğimizi unutmayı "eğlence " , vicdanımızı kanatan haksız kazanımları "başarı " diye nitelemeye bile başlayabiliriz. Ayırt edememenin, farkında olamamanın bedelleri çok ağır olabilir.
Zihnin beedeninden; bedenin psikolojinden, duygularından ayrı ele alınamaz. Sen sadecee bedeninle ya da zihninde değil, duygularınla da bir bütünsün. Nasıl çişin geldiğinde yeterince zeki değilsen, zihnini yanlış şeylere yönlendirdiğinde duygularını çarpıtabilir ya da bedenini hasta edebilirsin.
Bu dünyada hiçbir şeye sahip olamayacağını, buradan büyük bir hızla gelip geçtiğini görmelisin. Bu dünyadan gelip geçerken de esas görevinin; insanların üç günlük oyunlarının cezbeesine kapılmadan, tabiattaki ve evrendeki büyük düzeni temâşâ etmek olduğunu anlayabilmelisin.