Çünkü hayat çok karışık; bizim düşündüğümüzden daha çok. Basite indirgemek onu basitleştirmiyor. Sahip olduğumuz tek şey hayatımız, o yüzden korktuğumuz şey de o. Sevdiğimiz ve nefret ettiğimiz, bitmesin dediğimiz ya da bitirmek için uğraştığımız, anlamadığımız ve iki kere yaşanmayacak olan. Ben galiba iki kere yaşamak istedim ilkini yaşamadığım hayatı. İnsan kendi hayatını aynaya bakar gibi karşısında görünce hayrete düşer tabii.
Her akıntıya kaplanın başına gelenler seni de ele geçiriyordu o an, gerçeklik duygusunu yitiriyordun önce, sonra bütün bunlar gerçekmiş gibi geliyordu birden, yani bir bulup bir kaybediyordun, bir yandan da çıkmak istiyordum dışarı hatta akıntıyı kontrol etmek istiyordun; öyle olunca da sözcüklerin arasındaki boşluklar büyüyor sen oralardan geçip bir de diğer yüzünden okumaya çalışıyordun.
Tita, bebeğin zarif görünüşüne uzun uzun bakarken çocuklukta bir şey dilemenin ne kadar kolay olduğunu düşünüyordu. O zamanlar imkânsız diye bir şey yoktu. İnsan büyüyünce anlıyordu ki her şey dilenemezdi: Bazı şeyler yasaktı, günahtı ya da ahlaka sığmazdı.