Bir Eski Sokak Sesi Sevinç Çokum
Eğik Ağaçlar ve Bölüşmek öykü kitaplarında yer alan öykülerin toplamı olan bu eserle farklı bir Sevinç Çokum okuması yaptım. Daha önce birkaç öyküsünü antoloji ve ders kitabından tanımıştım yazarın. Ama ilk okuduğum öykü kitabı bu oldu.
Kitapta toplam 34 öykü var. Eser, kitaba adını veren öyküyle başlıyor. Öykülerin tümüne yayılan bir sestir bu esasında. Yazar bize farklı sokakların insanlarını, yaşantılarını, hüzünlerini, sevinçlerini, geçim dertlerini, dimdik ayakta duruşlarını veyahut yıkılışlarını bir bir sayar döker. O insanlarla tanışır, evlerine konuk olur, sokakta onların yanıbaşlarından geçer, onlarla gelinlik giyer, onlarla onu bunu çekiştirir, onların cenazesine katılır, hüzne eşlik eder, kahvelerine konuk oluruz.
Öykülerin kişileriyle sohbet edecek kadar hatta her an yanınızda belireceğini düşünecek kadar gireriz öykülerin içine.
Renkler; mekanları ve eşyaları betimlediği kadar hislere de ayna tutar kitapta. Söz gelimi “Kışın siyahtır kalabalığın rengi.”(89) cümlesine huzursuzluğun çağrışımlarını, “O sıcak, mavi yaz günlerinin vurdumduymazlığı, sere serpeliği geçiyor aklımdan.”(53) cümlesine de yazın rehavetini işler yazar. “Beni mutlu eden renkler acılaşmıştı.”(91) cümlesi ve “yalnızlığın ürkütücü rengi” ifadesi içimizi sıkarken, “Emine’nin mavi kanatlı çiçekleri...”(57)bize umutlu bir huzur sunar.
“Bir bakıyorsunuz, düş mavileriyle çevrilmiş dünya. Bir bakıyorsunuz, çığlık çığlığa, sarılar, kırmızılar sarmış her yanı. Değişmeyen renk nerede?”(24) Altını çizip üstüne çok düşündüğüm bu sorunun cevabı var mı bilmiyorum ama Sevinç Çokum’un mavi rengine bir düşkünlüğü olduğuna eminim. Hatta bu fikrimi ileri götürüp maviyi; umudun, sevincin, güzellik ve huzurun simgesi olarak gördüğünü söyleyebilirim. Zaten okuduğum