"....Hep sessizdi. O zaman da biliyordu - öğretilmeden biliyordu. Yalın aklıyla zeki insanların saptırdığı şeyleri düşünebiliyordu. Yapmacıksız düşünce sayesinde taş gibi tam yerine düşebiliyor, kuş gibi tam isabet, onun sayesinde, ruhu böyle doğallıkla, havada pike yaparak hakikatin tam üstüne keyifle, huzurla, isabetle - belki de yanıltıcı bir biçimde - inebiliyordu."
"Böyle hüzünlü bir bakış olamazdı. Gün ışığından o derinliğe, karanlığa akan huzmede acı ve kopkoyu bir damla oluşuyordu galiba; bir gözyaşı damlası düştü; sular iki yana doğru titreşerek gözyaşını aralarına alıp duruldu. Böyle hüzünlü bir bakış olmazdı."
"Nasıl oluyordu bütün bunlar? İnsan başkaları ile ilgili nasıl yargıda bulunuyor, onları nasıl düşünüyor? Nasıl şunu bunu birbirine ekleyerek sonunda bir şeyi sevip sevmediği yargısına ulaşıyordu? Sonra o sözcüklere anlamlar nasıl ekleniyordu?"
"Başkalarının duygularına böyle şaşılası bir biçimde kayıtsız kalarak doğruculuk yapmak, uygarlığın incecik tüllerini böyle kaba ve hoyrat hareketlerle parçalamak Bayan Ramsay için insan edebinin öyle korkunç bir iflasıydı ki..."