Travmatik bebekliğimin, sistemime doğumdan önce giren ilaçların, zihinsel sağlık durumuna yatkınlığımın ya da diğer faktörlerin ne kadarının bipolar rahatsızlığıma katkısı olabileceğini asla bilemeyeceğim. Beynimi sonsuza kadar değiştirmiş bu şeyleri ölçmenin hiçbir yolu yok. Hangisinin daha büyük rol oynadığını veya ne zaman kesiştiklerini söylemenin hiçbir yolu yok. Şimdilik, istirabım ne olursa olsun, başaracağımdan emin olmaya devam ediyorum. Kronik intihar düşünceleri beni öldürmez. Onlara izin vermeyeceğim. Uğruna yaşayacak çok fazla şeyim var. İntihar girişimim ve hayatta kalmamdan sonra, burada olmayı hak ettiğimi biliyorum. Kendime ve aileme bir söz verdim. Bir daha asla canımı almaya çalışmayacağım. Zihinsel sağlığım için savaşarak 110 yaşıma kadar yaşayacağım ve tıpkı The Notebook filmindeki (ki iki kez izlediğimi ve film boyunca ağladığımı asla kabul etmeyeceğim) gibi kocamın elini tutarak uykumda öleceğim.
Hatanız duygusal mantık yürütmedir. Duygularınız değerinizi belirlemez, sadece göreceli rahat ya da rahatsız durumunuzu gösterir. Kötü, değersiz ruh haliniz; kötü, değersiz bir insan olduğunuzu kanıtlamaz; sadece siz öyle olduğunuzu düşünüyorsunuzdur; çünkü, geçici olarak üzüntülü bir duygudurum içindesinizdir ve kendiniz hakkında mantıksız ve saçma düşünüyorsunuzdur.
Duygudurumunuzdaki değişikliklere neden olanlar olaylar değil, algılarınızdır. Üzgünseniz, düşünceleriniz olumsuz olayların gerçekçi bir yorumunu yansıtacaktır. Depresif ya da kaygılıysanız, düşünceleriniz her zaman mantıksız, çarpıtılmış, gerçekçi olmaktan uzak ve hatta sadece yanlış olabilir.