bir mütefekkir

bir mütefekkir
@Gazali_Akademi
link.dolap.com/rwemk6 Dolap kullanıcı adı @ikincielkitapcin
İşte vakıflar, böyle bir felâket karşısında ailenin sefalete düşmemesini temin eden bir nevi sigorta vazifesini de görüyordu. Bir hanedanın sukutuyla yeni bir hanedanın devletkurması, yahut herhangi bir memleketin bir devlet hâkimiyetinden diğer bir devlet hâkimiyetine geçmesi gibi siyasî inkılaplara karşı da vakıflar büyük bir teminat arz etmekte idi.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu vakıfların nevileri o kadar çok ve hayatın türlü ihtiyaçlarına tekabül edebilmek için o kadar çeşitlidir ki, burada onları saymağa imkân göremiyoruz: Kâfirlerin eline esir düşen Müslümanları satın almağa mahsus vakıflardan tutunuz da, kışın aç kalan kuşlara yem teminine mahsus vakıflara kadar bütün içtimaî yardım, nafıa ve maarif vazifeleri hep vakıflar sayesinde görülüyordu.
Alıntı
Vakıfların hukuk açısından incelenmesi ve olası problemleri
Nitekim Refik Şevket (İnce) Bey, daha 1932 gibi erken bir dönemde benzer kaygılarını şu cümlelerle dile getirmektedir: “Altı seneden beri hukuk mekteplerinden çıkardığımız ve Şark hukukunun, İslâm hukukunun ancak malûmatı umumiyesini öğrettiğimiz hukukçular mazbut ve müdevven olmıyan her birisi ayrı, ayrı fetva kitaplarında yer tutan ahkâm ile evkafa müteallik bir mesele-i hukukiyeyi halletmekten âcizdirler. Yani evkaf meseleleri hemen hemen yeni hukukla istinas peyda eden gençlerin daire-i salâhiyetinden hariç bir hale gelmiştir. Memlekette evkaf vardır. Efradın evkafla münasebeti vardır, evkafın devletle münasebeti vardır. Fakat bunların heyeti mecmuası hakkında tatbik edilecek ahkâmın eski ahkâm olduğuna dair elyevm kanunlarınızda yer vardır. Efendiler, bir zaman gelecek ki evkaftan mütevellit bir ihtilâfı halledecek hâkim bulunmıyacak gibi olacaktır
Alıntı
“Müslümanlarla komşu yaşayan Bizanslılar nasıl Türk-İslâm âdetlerini kabul etmişlerse, aynı suretle, Türklerde Bizans’tan elbette birçok şeyler almış olmalıdırlar. Osmanlı devrinde Bizanslılar’dan alındığı iddia olunan bir çok âdetlerin, müesseselerin, daha ziyade Selçuklu devrinde iktiba sedilmiş olduğu pek tabiîdir.
Alıntı
Aslında bir milletin yeni harf şekillerini kabul edebilmesi için kültürünün çok düşkün ve aşağı olması lâzımdır. Kültürü, medeniyeti, gelenekleri olan bir millet için harf değişimi imkânsız bir meseledir. Ona göre, harf değiştirmek fikri bile ilkel ve kültürden yoksun bir millet olduğumuzu kabullenmek demektir.
Alıntı