2.5 ay boyunca kendisiyle muhatap olduğum bu eserin ardından, aklımda onun hakkında net bir fikir sahip olmadığımı fark ettim. Eserin mahiyetinden ziyade beni aylardır meşgul etmesi beni bu durumu yaşamama itti. Ben bu uzun süreyi neden sadece bu esere harcadım, ne düşünerek zamanımı ve zihnimi bu esere teslim ettim; bilmiyorum. Halbuki eser öyle zorlayıcı bir eser de değil. Anadolu Mektebi okumaları için liste dışı bir okuma olarak okumaya başladım kendisini ve neredeyse 2.5 ayımı bu esere harcadım. Bu eser sebebiyle ne dergi okuyabildim ne de başka bir eser. Peki neden? Dil sade, yazılar her zamanki Tanpınar yazıları, çok felsefik yazılar değil. Ama neden, bu tip toplama eserleri hiç zorlanmadan ve etkisi altında kalmadan okuyabilen ben neden bu kadar zorlandım?
Herkesin bir okuma mizacı vardır. Kimi aynı anda dört farklı eseri hiç zorlanmadan okuyabilirken kimi yalnızca bir esere yoğunlaşabiliyor. Bendeniz ikinci gruptayım. Bu eseri bir kez okumaya başladığım zaman kendimi ona adeta teslim ettim ve okuma irademin anahtarlarını adeta almamak üzere ellerine verdim. Bu durum da, bu eserin, aylardır okuduğum ikinci kitap olmasına sebep oldu.
Dikkat ettiyseniz, halen eseri değerlendirmeye geçemedim. Beni bu kadar içten zorlayan bir eseri halen daha incelemeye başlayamadım, başlayamam da. Bu eser hakkında ne zaman konuşmaya teşebbüs edersem, önce bu zikrettiğim anafordan söz edeceğim, ardından esere geçeceğim; şimdi yapacağım gibi.
Eser, yazarın kenarda, köşede kalmış yazılarının, anketlerinin, röportajlarının derlenmesinden oluşuyor. Daha önce "Yaşadığım Gibi" adlı eserinde böyle bir çalışmaya gidilmişti. Bu eserde ise, yeni bulunan yazılar, arşivden çıkan eserlerden oluşuyor. Ayrıca, "Mücevherlerin Sırrı" adlı eserde bu esere dahil edilmiş. Bu sebeple, gerçekten bir el