Hepimiz geçmiş yaşantıların ürünüyüz. Adem’den Önce kitabında Jack London bu duyguyu bu kolektif bilinci o kadar doğal yollarla bize hissettiriyor ki bu cümlenin haklılığını kitabın her cümlesinden hissediyorsunuz.
Kitap modern çağda yaşayan ancak rüyalarında atasanın bilinciyle çok eski çağlarda yaşamış bir karakterin eski çağ yaşantı ve maceralarına değiniyor. İki benlikle yaşayan bu karakter çoğu zaman kendi salt gerçekliğinden şüphe duyacak kadar iyi yaşıyor ‘eski çağ benliğini’.
Üç farklı toplumun üzerinden o döneme küçük bir ışık yakıyor London. Ateş Adamların günümüz insanlar olduğu aşikar kendini bildi bileli yaşamak için her şeyi yok eden bir tür…
Kocadiş (eski çağda yaşayan benlik) ile modern çağda yaşayan karakterin birbirlerinin benliklerinde nasıl yer edindiği sorusu ise bize bilinçaltımızı nasıl güçlü nasıl ucu bucağı olmayan derin bir okyanus olduğunun kanıtı. İnsan- insan öncesi tür ne olursa ne kadar farklı olursa olsun temelde aynı duygu, düşünce ve korkulara sahipler.
Düşme korkusu, yaşatma, yaratma, aşık olma gibi bir duygu ve durum küçük farklılıklar olsa da aynı şekilde devam ediyor günümüze kadar.
Kocadiş’in yaşamını okurken kolektif bilinci düşünmeden edemedim. Geçmişle aramızdaki bağın hiç azalmadığını, insanın bir yerden düşüyor gibi yaşadığı hissi ve açıklanmayan daha bir sürü şey…