Gülendam Berktaş

Kendini var edecek kadar nefret etti Hülya yengeden ve türevlerinden yani Şebnem’den.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Korkaklıktandı bir bitki kadar mutlu olması, kuru kuru yanması.
Kabul etmenin bu kadar kolay olacağını hiç tahmin etmemiş, şerefsizliği yüzünden okunacak sanmıştı. Kendi yüzünde okunacak bir şey yoksa kimbilir başkalarının yüzünde neler yoktu okunacak, oysa bir bilinebilse gerçek?
Yaşamak bir borçlanma, ölüm de bu borcun ödenmesiydi. Bu sözde ölünün ölerek oluşturduğu manevi âlemi hiçe sayan, ölümün kendisini somutlayan fazla soğuk bir şey vardı, ölümün mutlaklığına olan sonsuz inanç. Evet, mutlak olmasına mutlaktı ölüm ama yine de böylesine soğuk bir kabulle dile getirmek, insanın bir bedende varolduğuna değil o bedende kesinlikle öleceğine inanmaya öncelik tanıyordu.
Tiksinti duydu birden adamlardan ve herkesten. Herkesten tiksinince de yalnızlık büyüdü içinde. Yalnızlık büyüyünce anlam kayboldu. Yalnızlık boşluğa arkadaştı. Herkes kendisiyle dolduruyordu anlamsızlığın yarattığı boşluğu ya da tersi, boşluğun yarattığı anlamsızlığı, her neyse işte.