İnsanların bulundukları geçici mekânlara bu kadar çabuk alışmalarına kendini de ayrı tutmadan şaştı. Bir yer’li olmak sudaki halkalar gibi genişliyordu: bizim apartman, bizim sokak, bizim mahalle, bizim şehir, bizim ülke.
Sonuçta amaç iyi yaşamak mıydı? İyi yaşayan mı kârlıydı? İyi yaşamak, hayattan daha fazla tat almak için her şey yapılabilir miydi? Yoksa sıkıntılı olsa da değerlerine titizlenilen bir hayat mıydı doğru olan?