Harry Harrison’ın 1966’da kaleme aldığı Yer Açın! Yer Açın!, neredeyse 60 yıl önce yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ çarpıcı bir güncelliğe sahip. Aşırı nüfus, tükenen kaynaklar, tüketim çılgınlığı… Harrison, geleceği anlatıyor gibi görünse de aslında bugünü okuruna gösteriyor.
Hikaye, 1999’un New York’unda geçiyor; yiyecek, su, alan ve umut sınırlı, insanlar sistemin kayıtsızlığıyla mücadele ediyor. Ana karakter Andy Rusch, dürüstlüğünü kaybetmemeye çalışan bir polis; hayatta kalmaya çalışırken her adımda daha çok eziliyor. Shirl ile ilişkisi romantik değil; daha çok bir nefes arayışı ve dayanışma çabası.
Harrison’ın anlatımı, çöküşü bir anda değil, yavaş yavaş ve adım adım gösteriyor. Küçük ihmaller ve bireysel bencillikler nasıl büyük yıkımlara dönüşüyor, bunu izlemek okuru derinden sarsıyor. Sistem acımasız, toplum kör ve insan kendine yabancılaşmış durumda.
Final, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi ne bir kurtuluş ne de umut vaadi var. Shirl’ün kararı, bazen güven arayışının sevgiyi bile arka plana atabileceğini düşündürüyor.
Kısacası Yer Açın! Yer Açın! çarpıcı bir patlama yerine ağır ağır içimize işleyen bir uyarı. Okurken yalnızca geleceği değil, bugünü, tüketim alışkanlıklarımızı ve bireysel kurtuluşun yanıltıcılığını sorguluyorsunuz.