Proust’la tanışmam bu kitap sayesinde oldu. Adını elbette daha önce duymuştum ama yazdıklarını hiç okumamıştım. Kıskançlık, Kayıp Zamanın İzinde serisinin beşinci cildi olan Mahpusun içinden alınmış kısa bir bölüm. Sayfa sayısı az ama anlattıkları, bıraktığı iz kesinlikle derin.
Kitap boyunca anlatıcı, sevgilisi Albertine’e duyduğu yoğun bağlılıkla birlikte gelişen kıskançlık duygusunu sorguluyor. Ama bu basit bir “kıskanma” değil. İçine korku, şüphe, geçmişin izleri, kontrol etme arzusu ve hatta paranoya karışmış karmaşık bir hal. Birini kıskanırken aslında onunla değil, kendi zihniyle savaşıyor insan. Bu yüzden kitap, psikolojik yönü oldukça güçlü bir metne dönüşüyor.
Anlatıcı, Albertine’in davranışlarını sürekli analiz ediyor, söylediklerini sorguluyor, sessizliklerini bile anlamlandırmaya çalışıyor. Bu süreçte onun duygularını ya da niyetlerini saklayabileceğini düşünüyor. Ama bu daha çok anlatıcının iç dünyasında kurduğu senaryolarla ilgili. Gerçekte ne olduğu değil, olabileceği ihtimalleri onu yiyip bitiriyor. Proust, kıskançlığı yalnızca bir duygu değil, çocukluktan gelen, aileden taşınmış bir davranış biçimi gibi ele alıyor. Bu da metne psikanalitik bir derinlik katıyor.
Proust’un dili sade gibi görünse de cümle yapıları zaman zaman zorlayıcı olabilir. Özellikle ilk kez okuyacak olanlar için biraz dikkat gerektiriyor. Ama bu dilin içinde ciddi bir edebi tat var, kısa bir kitap olmasına rağmen okurda uzun süren bir etki bırakıyor.
Proust’a nereden başlayacağını bilemeyenler için iyi bir durak olabilir bu kitap. Hem anlatım tarzını anlamak hem de yazarın insan ruhuna nasıl baktığını görmek açısından etkileyici. Tavsiye üzerine okudum, iyi ki de okumuşum.
KıskançlıkMarcel Proust · Can Yayınları · 20202,657 okunma
“Bir şeyleri tanımlayamamak ne garip bir his. Hissi tanımlayamamak ne kadar anlamsız. Yüreğini delen duyguları anlatamamak… insanın en aciz kaldığı andır belki de. Tanımını dahi yapamadığın duyguları hissetmeye ne demeli? Çok soru var cevapsız, çok cevap var sorusuz. Anlamadığınız cümleleri anlamlandırmaya çalışmak ne boş bir çaba.”