“Yalan bile olsa, yanlış bile, suç bile,
Dokun hayal ellerinle kalbimin derinine.
Essin teninden dişiliğin o bin yıllık,
İnsanı baştan çıkaran Havva rüzgârı,
Ayıplarla, yasaklarla yoksul düşmüş
Şu kapalı ömrümün donuk ülkesine…”
Göğsünün köpüren pınarlarından,
İçeyim istemiştim hayatın can suyunu,
Ağzının pembe ufuklarında soluklanarak.
Bir dem barışık olsun can ile ten, demiştim.
Bir dem iliklerimde duyayım yaşamayı,
Uyumun mutluluğunu sende bularak.