Birisi iskorbitten gitmişti; ötekinin ortağı elindeki altınla birlikte son yemeğini çalıp sıvışmış, üçüncüsü beyaz suratlı bir boz ayının hışımına uğramış, dördüncüsü avlanmaya çalışırken açlıktan ölmüştü; bir an bile ayrılmak istemedikleri altınlarının yanı başında, biri bu şekil, öbürü şu şekilde ölüp gitmişlerin listesi böylece uzayıp gidiyordu. Biriktirdikleri değersiz altınlarsa ancak rüyalarda görülebileceği gibi kulübenin zemininin rengini sarıya çevirmişti.