Wael B. Hallaq’ın kaleme aldığı İmkansız Devlet kitabı, “İslam devleti mümkün mü?” sorusunu ters yüz ediyor. Yazarın temel tezi: Modern devlet, yapısı gereği İslami olamaz çünkü modern devlet ile İslam’ın ahlaki-hukuki paradigması birbirine tamamen zıttır.
Egemenlik, yani yasama tekeli devlettir. Pozitif hukuk, yani kanun ahlaktan bağımsızdır ve devletin iradesiyle konur. Bürokrasi, yani vatandaşı nesneleştiren tektipleştiren devasa idari aygıt. Ulus, yani cemaat yerine yapay millet kurgusu. Şiddet tekeli, yani meşru şiddet kullanma hakkı bir tek devlete aittir. Hallaq'a göre modern devlet bunlardan oluşur.
İslam hukuku = Şeriat ise tam tersidir: Hukukun kaynağı vahiy ve içtihattır, merkezi otorite değil. Egemenlik Allah’a aittir. Ahlak ile hukuk iç içedir. Toplum cemaat esaslıdır. Kadı, devlet memuru değil, toplumsal bir hakemdir. Hallaq bu yüzden “İslam devleti” söyleminin bir oksimoron olduğunu söyler. Modern devletin elbisesini İslam’a giydirmeye çalışmak, iki farklı paradigmaya tecavüz etmektir.
Hallaq, 19. yüzyılda Avrupa’nın İslam dünyasını işgal ederken sadece toprağı değil, hukuku da işgal ettiğini anlatıyor.
Şeriat, kadılar, müftüler, vakıflar ağı ile yaşayan, yerelden beslenen bir sistemdi. Kolonyal yönetim, şeriatı “aile hukuku”na hapsetti. Ceza, ticaret, anayasa hukukunu Batı’dan ithal kodlarla değiştirdi. Böylece şeriat, hayatın bütününü düzenleyen ahlaki bir çerçeve olmaktan çıkıp, nikah-talaktan ibaret bir “müzelik” alana dönüştü. Bugün “İslam devleti kuracağız” diyenler, aslında kolonyalizmin parçaladığı bu yapıyı, yine modern devletin araçlarıyla diriltmeye çalışıyor. Bu da Hallaq’a göre imkansız.