Çoğunun gözünde feminizm, erkekler gibi olmak isteyen bir avuç öfkeli kadın anlamına geliyor. Feminizmin haklarla, kadınların eşit haklar etmesiyle ilgili olduğunu düşünmüyorlar bile.
Kitap kurgu açısından, bir erkeğin genç kadınları nasıl yazdığı konusunda baya eleştiri almış fakat bu kitap bildiğiniz ergen erkeklerin gözünden kadınlara nasıl baktığı ve nasıl takıntı haline getirildiğini anlatıyor. Özellikle son sayfayı okurken üzüldüm, hâlâ seslenmeleri… Erkekler bence kızlara aşık olma düşüncesine aşıklardı, takıntılılardı. Bir bilmezlik içinde olaylar silsilesine takılı kalmış erkekler. Bu bilinmezlikler beni de rahatsız etti. Annelerinin hiçbir şeyi kabul etmemesi. Bu ailede baba figürünün yeri… Bir sürü soru ve bilinmezlikle kitap bitti. Kitabın ortalarına doğru bir tıkanma yaşadım. Bir türlü devam edemedim. Filmi izledim ve o şekilde ilerledim. Filmi izledikten sonra son sayfalar benim için çok merak uyandıran, akıcı bir şekilde okumama sebep oldu. Ve filme dönüştürülmüş kitapların kesinlikle okunması gerektiğini bu kitapla bir kez daha anladım.
Yazarın baba tarafından Yunan olması ve bir bölümde Türklerle alakalı propagandası da bulunmakta. Bu şekilde okuduğum herhangi bir kitapta bende kopukluk oluyor. Çünkü tarihte sürekli Türklere barbar yaftası yapıştırılma çabası. Beni okuduğum herhangi bir kitaptan soğutuyor. Her yazar kendi görüşlerini, yaşadıklarını, doğrularını bir şekilde yazar biliyorum. Fakat olmayan bir gerçeği olmuş gibi hâlâ kabul ettirilmeye çalışılması saygı çerçevemi aşıyor. Bu kitapda birçok yere serpiştirilmiş halde bulunmakta.