Tuhaftır, düşünecek onca şey varken, Polina'ya olan duygularımın analizine dalmıştım. Tamam, yol boyunca onu deli gibi özlememe rağmen, hatta bir kere rüyamda bile görmeme rağmen, burada olmadığım iki hafta döneceğim günden çok daha rahat geçmişti. Trende uyuyakalmışım ve herhalde rüyamda Polina'yla konuşmuş olacağım ki, kompartımandaki herkesi kendime güldürmüşüm. İşte şimdi de kendime aynı soruyu soruyordum: Onu seviyor muyum? Ve bir kez daha bu soruya cevap vermeye cesaret edemedim.
"Peki ama kendini bütün müzik uzmanlarından üstün görmüş olmuyor musun böyle?" diye karşı çıktı kız.
"Hayır, hayır tek bir an bile. Ben sadece birey olarak hakkımı savunuyorum. Ben sadece Madam Teralani'nin fil gibi hoplamalarıyla orkestradan aldığım zevki kaçırması konusunda düşündüklerimi sana anlatmaya çalışıyorum. Dünyanın tüm müzik uzmanları istedikleri kadar haklı olsun. Ben yine de kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim."