“Hayatı hep aynı biçimde ve mutlu yaşayanlar; mutfaklarını ve odalarını hep derli toplu tutarlardı. Her şeyi yerli yerine koymaya özen gösterirlerdi, kolay olan hayatlarını, daha da kolaylaştırmak için.”
Kitap. Nasıl diyeyim... İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini bucağını gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı . Değil mi? Bir musiki parçası gibi... Her vakit başka başka eserler okuyanlar, iki üç günde bir dostlarını, evlerini, vatanlarını değiştiren insanlara benzemezler mi? Belki bunun için her yerde pek çok kitap çıkıyor, fakat iyileri ne kadar az.
Aslolan eylem midir, düşünce midir? Mekanlar mıdır, mekanlardaki insanların iç dünyaları mıdır ? Görünen midir, görünenin ardındaki midir? Şüphesiz madde ile mana çiftlerinde her iki taraf birbirini etkiler. Sorunlar ve çözümler her iki boyutu ayni anda ilgilendirir. Mutlak bir ayrım yapılamaz. Ayrım yapılamayacağı için iki boyutun da ihmal edilmemesi, denge kurulması gerekir.