Soner Kandemir

Soner Kandemir
@Genckalemler
Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyet, Esîr-i âşkın oldum, gerçi kurtuldum esaretden.
İstanbul
27 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
Bu çalgılı kahvede Romanyalı üç kız kardeş vardı. Üç arkadaş bir müddetten beri bu kızları kendi aramızda paylaşmıştık. Yaş sırasına göre Fani, Toni ve Janet isimli kızların büyüğü Fani, Mustafa Kemal'den hoşlanırdı. Toni benim, Janet de Ahmet Numan'ın arkadaşı idi. Geldiğimiz zamanlar burada birkaç saat vakit geçirir evlerimize dönerdik. Mustafa Kemal, o gece durgundu, her zamanki neşesini göstermiyordu. Hatta kızlar bile bunun farkına varmışlardı. Bu esnada cereyan eden bir hadise bu vaziyet üzerine büsbütün bir soğuk duş tesiri yaptı.
Sayfa 28
Alıntı
Üzeyir Bey Konakları diye anılan evimizin, selamlık tarafı bahçesinde, o zamanın spor oyunlarından "Mancık ile bir kavas" denilen, sırttan atlamaca oyunu oynuyorduk. Mustafa Kemal, alışılmış olduğu üzere oyuna girmedi. O yalnız düşen kalkanlarla eğlenir, güler, alay ederdi. Nasılsa bizim kafamız kızmış olacak ki, söz birliği ederek Mustafa Kemal'i karga tulumba etmeye teşebbüs ettik. Nihayet oyuna girmeye razı oldu ve sonuncu olarak sırayla eğilmiş çocukların üzerinden atladı, sona gelince dimdik ayakta durdu, ne yaptıysak olmadı "eğilmem" dedi ve eğilmedi. Artık hakkıyla kızmıştık. "Bu oyunbozanı aforoz edip aramızdan çıkaralım" diye fiskos ettik fakat ittifak edemedik, kendimize bir baş seçemedik. Mustafa Kemal'in evinin önü genişçe idi. Ekseriya çocuklar burada toplanır ve oynardık. O daima penceresinde elinde bir kitap ile vaktini geçirir, arada sırada çıkan çocuk kavgalarında hakem vazifesi görür, gürültücüleri yatıştırır, barıştırırdı.
Sayfa 25
Tarih-Araştırma
Bu genişçe yolun üstünde ve mektebin tam karşısında "Pembe ev" denilen iki buçuk katlı binanın, birinci kat pencerelerine bir göz atılırsa, elindeki kitap veya mecmuanın yapraklarını karıştıran ve arada bir sokaktan geçen tanıdıklarına gülerek selam veren, sırma saçlı, iri mavi gözlü, derin bakışlı, beyzi pembe yüzlü bir çocuk göze çarpar. Mahalle çocukları arasında teklifsizce "Mustafa" ve komşularca "Mustafa Efendi" denilen bu çocuk, daha pek küçükken gümrükte memur olan ve sonraları kereste ticareti ile meşgul bulunan babası Ali Rıza Efendi'yi* kaybetmiş ve kadınlar arasında otoritesiyle tanınmış ve ekser kadınların akıl danıştığı annesi Zübeyde Hanım'ın terbiyesi altında büyümeye yol almış idi. Bir gün, Mustafa'nın annesi Zübeyde Hanım, Selanik'in tanınmış delikanlılarından Ragıp Efendi adında yine bir Gümrük İdaresi memuru ile evlendi.
Sayfa 21
Alıntı

Soner Kandemir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.·
2026 41. kitabı