Soner Kandemir

Soner Kandemir
@Genckalemler
Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyet, Esîr-i âşkın oldum, gerçi kurtuldum esaretden.

Soner Kandemir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·271 syf.·
2026 61. kitabı
Ahmed Refik
7/10 · 123 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Soner Kandemir

, bir kitap okudu
10/10
·424 syf.·
Beğendi
·
2026 60. kitabı
İsmail Hakkı Okday
9.3/10 · 7 okunma
Boğdan (Moldavya), Türkiye'ye ait otonom bir Romen prensliği idi. Karadeniz'e kıyısı olmayıp, sahil kısmı doğrudan Osmanlı yönetiminde idi. Türkiye'nin sulh halinde bulunduğu Polonya Krallığı topraklarına girmesi ve Polonya sefirinin şikâyeti, seferin sebeplerindendir. 29 Ağustos'ta Ordu, Dobruca ve Isakçı kuzeyinde Kızılgöl konağındayken, 2 Türk eri, bir Hristiyan'ın evini yaktıkları için, Sultan Süleyman tarafından idam ettirildi. Bu olay, klasik anekdot olarak Avrupa mektep kitaplarına geçmiştir.
Sayfa 546
Alıntı
Öteden Trakyalı Mühendis Ekrem Bey, Edirnelilere mahsus mûnis, tatlı bir şive ile: "-Abe, yankesiciden, celepten siyasî olur da, helvacıdan olmaz mı? Baksana kâğıt helvacısı bile siyasî olmuş!..." diyerek, Sarıyer'de kâğıt helva satarken isim benzerliğinden tevkif edilerek bu siyasî sûikast töhmeti içine karıştırılan zavallı bir Arnavut'u gösteri. Herkes Ekrem Beyin bu zarif nüktesine gülmekten kendini alıkoyamadı.
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Alıntı
Artık yemek vakti gelmiş; mahpuslar birer birer hücrelerinden çıkarak hapishânenin yemekhânesini teşkil eden taşlığa doğru gidiyorlardı. Biz de çıktık... Bir defa yemek olarak yediğimiz yine sulu tuzsuz bir lâpa ile üzerine, içindeki tatlılığı sakarinden olduğuna şüphe edilmeyen marmelât sürülmüş bir dilim ekmek idi. İngilizler İstanbul'daki hapishânelerinde mahpuslara şeker, tuz vermiyorlar; vücuttan düşürmek için bu iki mühim gıdadan zavallıları mahrum bırakıyorlardı. Şekersiz, tuzsuz yaşamanın kabil olmayacağını idrak eden bir kimsenin her türlü gıda maddesi itibariyle bir fakirin âdeta sadaka gıdası bile addedilmeyecek yemek kırıntılarını mahdud bir zaman için yemeğe mahkûm edilmesi tahammül olunur hâllerden değildi. Anglosakson medeniyetinin, acaba İstanbul'da biz zavallı Türkler için revâ gördüğü bu tahammülsüz hâllerin sebebi ne idi? Biz Türkler insandan sayılmıyor muyduk? İnsanlar için mükellef bir otelin bodrum katında, yer altında şarap mahzenlerinin hapishâne olarak kullanılması, İnsanlık Âlemi'nde görülmüş işlerden değildi.
Sayfa 58·Kitabı okuyor
Alıntı