- Evren bile benim için yaratılmıştır. Bakın dostum, dünyada hâlâ mutlu olunabileceğine inananlardanım. İnançların en güzelidir bu,
çünkü buna inanmayan yaşama gücünü yitirir, kendi kendini zehirlemek zorunda kalır. İşittiğime göre
budalanın biri öyle yapmış. Felsefeye öylesine dalmış ki, her şeyi, kişi-oğlunun koyduğu en olağan kuralları
bile paramparça etmiş, sonra bakmış ki yanında yöresinde bir şey kalmamış; dünyanın hiçlik üzerine
kurulduğunu, kişioğlu için tutulacak en iyi yolun siyanür içmek olduğunu buyurmuş. Siz bunun Hamlet'e
yaraşır sonsuz bir umutsuzluk, bizlerin hiç bir zaman akıl erdiremeyeceğimiz yüce bir davranış olduğunu
söylersiniz. Ama siz de ozansınız, bense basit bir insanım; bunun için konuya en pratik açıdan bakılması
gerektiği görüşünü savunurum. Sözgelimi, ben kendimi tüm bağlardan, zorunluluklardan kurtaralı çok oluyor.
Yalnızca kendi çıkarım söz konusu olduğu zaman kendimi zorunlu hissederim. Ama siz böyle
düşünemezsiniz tabiî. Eliniz kolunuz bağlı çünkü, duygularınız körelmiş... Yüce düşüncelerden, soylu
davranışlardan başka bir endişeniz yok. Ama siz ne söylerseniz kabul etmeye hazırım dostum. Gelgelelim,
kişioğlunun fazilet dediği her şeyin temelinde bir bencilliğin bulunduğunu kesinlikle biliyorsam ne yapayım?
Kişi ne denli faziletli olursa o denli bencilleşir. Bence insan önce kendini sevmeli... bunu bilir bunu söylerim.
Hayat bir ticarettir; parayı boş yere sağa sola savurmaya gelmez, kendi zevkiniz için harcayın onu,
yakınlarınıza karşı görevlerinizi yerine getirin... ille de öğrenmek istiyorsanız, benim hayat felsefem budur işte
- aslında daha da ileri giderim, para vermeden zevk almaya çalışırım. - Ülküm falan yoktur, olmasını da
istemem; hiç özenmedim böyle bir şeye. Kişi ülküsüz de güzel, hoş bir hayat sürebilir...