I eat books

I eat books
@Geniusss
Dune adıyla bilinen Arrakis gezegeni
299 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Evrenin ipleri görülmeyen ve inceleme konusu yapılamayan bir tanrının ya da tanrıların elinde olan bir kukla durumunda olduğu kavramı, insanları binlerce yıl baskısı altında tuttu ve bazılarımızı halen de tutuyor. Derken 2500 yıl önce, İyonya'da muhteşem bir uyanma baş gösterdi. Birden her şeyin atomlardan oluştuğuna inanan insanlar çıktı ortaya. İnsanlar ve hayvanların daha basit hayat şekillerinden geliştiğine, hastalıkların şeytan ya da tanrı işi olmadığına ve yeryüzünün Güneş çevresinde dönen bir gezegen olduğuna inanan insanlardı bunlar. Ve yıldızların çok uzaklarda bulunduğunu söylemekteydiler.
Sayfa 195·Kitabı okudu
Bilim
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Biz, hepimiz, ne yapacakları önceden kestirilemeyen ve hoşnutsuzluklarından ötürü homurdanan tanrılara ilişkin hikâyeler icat etmek suretiyle yaşam tehlikelerini göğüslemeye çabalayan insan kuşaklarının devamıyız. Uzun bir süre için insanoğlunun olup bitenleri anlama içgüdüsü, Homeros zamanının Yunanistan'ında olduğu gibi, kolaya kaçan dinsel açıklamalar yüzünden köreltildi. O zamanki Yunan'da gök tanrısı vardı, yer tanrısı vardı, gök gürültüsü tanrısı, aşk tanrısı, savaş tanrısı, ateş tanrısı ve zaman tanrısı vardı.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Bilim
Gök tanrısı olma görevini üstlenen Hera adına Ege'deki Sisam Adası'nda dikilen Heraion anıtından bugün pek az kalıntı var. Tanrılardan Athena'nın Atina'da oynadığı rolü, Hera o zamanlar dünyanın harikalarından biri sayılan Sisam Adası'nda oynuyordu. Sonradan Zeus'la evlenmiştir. Olympos tanrılarının baştanrısı Zeus'la. Efsanelere göre, balaylarını Sisam Adası'nda geçirdiler. Samanyolu dediğimiz ve Batılıların Süt Yolu (Milky Way) dedikleri geceleyin gökte beliren ışıklı yolun Hera'nın göğsünde göklere doğru fışkırmış sütten kaynaklandığını anlatır Yunan mitolojisi.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Bilim
Göklerde yakılan ateş ya da karanlığın bel kemiği gibi benzetmeler, insan uygarlıklarında zamanla yerini başka bir fikre bıraktılar. Gökyüzünün kudretli varlıkları tanrılığa yükseltilmişlerdi. Onlara adlar takıldı, sıfatlar yakıştırıldı ve kendilerine evren çapında üstlenmeleri gereken işlevler konusunda sorumluluklar yüklendi. Her bir insan sorununa özgü bir tanrı ya da tanrıça vardı. Doğayı tanrılar yönetiyordu. Onların doğrudan müdahalesi olmadan hiçbir şey yapılamazdı. Eğer tanrılar mutluysa, yiyecek bolluğu görülürdü ve insanlar daha mutlu olurlardı. Ama eğer tanrıların hoşuna gitmeyen bir gelişme görülürse- ki çoğu zaman tanrıların hoşnutsuzluğuna neden olmak pek kolaydı- kötü sonuçlar doğardı: kuraklık, fırtına, savaş, deprem, volkan patlamaları, salgın hastalıklar. Tanrıların yatıştırılması gerekirdi. Bu yüzden onların kızgınlığını azaltmak amacıyla büyük bir rahip ve adak sanayii kuruldu. Ne var ki, tanrılar kaprisli olduklarından, tutumlarından emin olamazdınız. Doğa bir giz kutusuydu. Dünyayı anlamak zordu.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Bilim
İnsanoğlu Tanrı hakkındaki düşüncelerinin gerçekçi bir muhasebesini yapacak olursa, tanık olduğu olayların bilinmeyen, gizli kalan nedenlerini dile getirmek için çoğu zaman "tanrı" sözcüğünü kullandığını itiraf etmek zorunda kalır. Bu sözcüğü, nedenlerin kaynağını bulamadığı, doğal olanın kaynağı anlaşılır olmaktan çıktığı zaman kullanmaktadır. Ya da nedenleri birbirine bağlayan zincirin halkalarını kaybettiği anda, sonucu Tanrı'ya bağlayarak sorunu çözer ve araştırmasına son verir. Bu yüzden, bir şeyin oluşunu tanrılara bağladığında, aslında zihindeki karanlığın yerini, hayret duygusuyla önüne eğildiği alışılmış bir sese terk etmekten başka bir şey mi yapıyor? -Paul Heinrich Dietrich, Baron von Halbach, Systéme de la Nature (Doğanın Sistemi), Londra, 1770
Sayfa 186·Kitabı okudu
Bilim