"Artık geçmişi düşünme!" dedi Tess. "Ben de bundan böyle bir tek şimdiyi düşüneceğim. Geçmişi düşünmek için hiçbir neden yok. Yarının bize neler getireceğini kim bilebilir ki?"
Tess ve onun gibiler, dünyaya gelmeyi aşağılayıcı kişisel dürtüler yüzünden çekilen bir çile olarak görüyor ve sonuca bakıldığında bu çileyi temize çıkaran hiçbir şey olmadığını, olsa olsa onu mazur gösteren bazı şeyler olabileceğini düşünüyorlardı.
...Beni nasıl mahvettiğini bile bile bu şekilde konuşman beni çok öfkelendiriyor! Sen ve senin gibiler, bu hayatta benim gibilerin hayatını kederlere gark etmekten zevk alıyorsunuz ve bundan bıktığınızda da cennetteki yerinizi garantiye almak için iman tazelemekle her şeyi hallettiğinizi sanıyorsunuz!..
Sevgiye olan susuzluğunu çok uzun zamandan beri bastırıyordu ve onun yerini artık zincirlerini şu ana kadar kırmayı başaramadığı o amansız geçmişin neredeyse fiziksel bir duyumsama hâline gelen acısı almıştı. Bu acı da günah bilincinin giderek güçlenmesine ve tam bir yeise dönüşmesine neden olmuştu. Daha önceki ile şimdiki yaşamı arasındaki bağın kopmasını ümitle beklemişti hep ancak bu ümit boşa çıkmıştı. Geçmiş asla tam olarak geçmişte kalmayacaktı, ta ki kendisi de geçmişte kalana kadar...