Gerande

Ân, Zaman, Hayat, Yaşayış, Unutuş, ve Unutuluş
Çocuk İsa yanında tahtalarla oynayıp duruyordu, o tahtalar az ilerde bir çarmıha çakılıyordu, Yakup bir yanında hasreti, bir yanında kavuştuğu Yusuf'u ile bir arada duruyordu, dünya hem kuruluyor hem yıkılıyor, an an içinde devriliyor, bir yerden bir buzul parçası eriyip düşerken büyük bir gemi batıyor, hiç sönmeyecek gibi yanan bir ateş birden sönüveriyor, en bilindik herkesin tekrarındaki bir söz aniden unutuluyor, yüzyıllar boyunca hatırlanmıyor, dikmek için yüzlercenin uğraştığı bir taş binlerce tarafından sökülüyor, bir anlık heyecan duyarken birisinin gözünün feri inançsızlıktan sönüyor, biri kapıda beklerken beklediği az ilerde can veriyor, ahiret için yaşayanlar ve bekleyenler varken ahiret bu ahirliğinden habersiz kendini taptaze duyarak her gün yeniden olgunlaşıyor, bir üzüm asması toprağa düştüğü an üzümün tanesi de bir ağza düşüyordu. Başını ânın içinde nereye çevirse geçmiş, gelecek şimdinin içinde koyulup açılan ama hep aynı kalan bir kıvamın içinde dönüp duruyordu. Her şey ama her şey bir ipe dizili serçelerdi, yan yanaydı. Sağındaydı on bin yıl evvel denen, solunda da bin yılın sonrası vardı, hepsi de şimdiydi. Bir ipte serçelerdi.
Sayfa 291·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
... perişan olmayanlar, diri, etli kanlı ve dimdik duranlar, şu evinde ocak tütmez kadın gibi olmayanlar hayatın tadını kaçırıyorlardı. Onlar olmasa ah yavan ekmek bile ne güzeldi, kaynamış taşın suyuna yapılan çorba ne güzeldi, hor görü olmasa o mes lastik ne güzeldi, cizlavitin ayakta bıraktığı karalık ne güzeldi, acı, bir peygamber kıssası gibi ne tatlıydı.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Bu eziyetli yürüyüşten de sıkılıp camdan bakarken camın da kendisine baktığını fark etti. İnsanın kendine, hayatına, bu ânın da, kendisi dediği şeyin de gerçekten olup olmadığına tereddütte kaldığı anlardan birine düştü ve hep olduğu gibi bunun bir hayal olduğunu ama birazdan bunun silinip gene kaldığı yerden devam edeceğini bildi, tanıdı.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Alıntı
Her ruhun vatanı var, onu bulmak ve oraya ne kadar çorak ve uzak da olsa gidip yerleşmek, oranın lisanını öğrenmek zorunda, ne denildiğini anlamak, ağıtları çözmek zorunda. Bu yolculuğa çıkmak zorunda. Ölebilmek zorunda. Ölmeyi kolaylamak zorunda, ölmeyi anlamak zorunda. Tamam da, nasıl yaşanacak, nasıl yaşanacak, nasıl yaşanacak, böyleyse neden yaşanacak, neden yaşanacak, ölebilmek için mi? Ölebilmek için yaşanacak. Yaşayabilmek ölebilmenin, yerinde yurdunda ve kendin olarak ölebilmenin yolunu açarsa yaşanabilmiş olacak.
Sayfa 90 - Ölebilmek için yaşanacak.·Kitabı okudu
Alıntı

Gerande

, bir kitap okudu
Puan vermedi·198 syf.·
2024 1. kitabı
Şule Gürbüz
8.5/10 · 2.040 okunma
Reklam