Küçük Acılar, Şükrü Erbaş’ın şiir dünyasında merkezde duran insan, acı, merhamet ve yalnızlık temalarının olgun bir toplamı niteliğindedir. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere büyük felaketleri değil; gündelik hayatın içinde biriken, çoğu zaman fark edilmeyen ama insanı içten içe aşındıran acıları konu edinir.
Erbaş bu kitapta, bireysel acıyı toplumsal bir bilinçle ele alır. Şiirlerde çocukluk, yoksulluk, sevgi eksikliği, kırılgan ilişkiler ve insanın kendisiyle hesaplaşması ön plandadır. Acı, dramatik bir öğe olarak değil; insan olmanın kaçınılmaz bir hali olarak sunulur. Bu yaklaşım, kitabın duygusal gücünü artırırken okurla samimi bir bağ kurar.
Dil ve üslup bakımından Küçük Acılar, sade ama derin bir yapıya sahiptir. Şükrü Erbaş süslü söyleyişlerden kaçınır; kısa, duru ve doğrudan dizelerle okurun içine sızar. Bu sadelik, şiirlerin etkisini azaltmaz; aksine anlamı yoğunlaştırır. Şairin iç sesi, okurun iç sesiyle kolayca birleşir.
Kitap boyunca dikkat çeken bir diğer unsur merhamet duygusudur. Erbaş, insanın hem kendine hem başkalarına karşı daha anlayışlı olması gerektiğini sezdirir. Şiirler, sessiz bir itiraz ve aynı zamanda sessiz bir kabulleniş taşır. Bu yönüyle Küçük Acılar, modern insanın duyarsızlaşan dünyasına karşı etik ve vicdani bir hatırlatma gibidir.
Sonuç olarak Küçük Acılar, bağırmayan ama uzun süre insanın içinde kalan, duygusal derinliği yüksek, insana dair şiirlerden oluşan güçlü bir kitaptır. Şükrü Erbaş’ın şiir anlayışını tanımak isteyenler için olduğu kadar, kendi iç dünyasına dönmek isteyen okurlar için de kalıcı bir eserdir.