Murat

Murat
@Geronimo21
Felsefe - Psikoloji - Sosyoloji - Eğitim ... Doğa Sporları - Zeka Oyunları
Büyük bir filozof, düşünür, deha, yazar, romancı, tiyatro yazan ve 19. yüzyıl beşeri dehanın iftiharı Nietzsche , gençliğinin ba­şında ahlakı kabul etmediği ve şefkatin, sevginin zayıflık ve al­çaklığın göstergesi olduğunu, güç nerede ise hakkın da orada olduğunu söylediği halde ömrünün sonlarında amcasına yazdı­ğı bir mektupta şöyle diyor: "Bir dadının peşinde bir annenin okşamasını dört gözle bekleyen bir süt çocuğundan daha çok okşanmaya ihtiyacımın olduğunu, ama herkesin çevremden kaçtığını ne bilirsin?"
Sayfa 173
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Facia şudur: Geçmişte kölelik vardı, bugün de var. Fakat geçmiş kölelik bilinçli bir kölelikti; hem kö­le, köle olduğunu duyumsuyor, hem kimden ve nasıl köle yapıldığını biliyor, hem kendisini köleliğe götürmüş olan efendiyi tanıyor hem de kölelik düzeninin baskıcı kalıplarının esaretine sürüklenen yazgısını biliyordu. Kulunç ve böbreğinin üstü­ne yediği kırbacı da hissediyordu. Gelgelelim köleler -insanlar azat olmuşlar, özgürlüklerine kavuşmuşlardır; fakat bilinçsizce içten köleliğe sürüklenmişlerdir. Gerçi kölelerin başları kölelik bağından kurtulmuştur; fakat "başların içi" köleleşmiş ve köleleşmektedir. Bu bir trajedidir, felakettir. Bugün biz "seçme özgürlüğü" çağında yaşıyoruz, oy veriyoruz; "o" diyoruz, "hayır" diyoruz, "evet" diyoruz, "istiyoruz" veya "istemiyoruz" diyoruz. Bütün bunlar bizim özgürlüğümüzün göstergesidir. Ancak hissettiğimiz şeyi bilinçli bir biçimde seçmemişiz; bilinçsizce bir başkası irademize telkinde bulunmuş ve ipotek koymuştur. O zaman köle özgürdü, ama şimdi "özgür köle"dir.
Sayfa 157
Felsefe
Nietzsche (1844-1900-Çev.) büyük bir filozof, dahi bir bilgin ve günümüz beşer düşüncesinin iftiharlarından biridir. Fakat genç Nietzsche mağrur bir adamdır. Diyor ki hak güçlünündür; asıl olan zor, güç ve erktir... Evet, onun bu kabil sözleri var. Elbette gençlik gururuyla söylenmiş sözler. Ömrünün sonlarında o kadar iyilik ve letafet dolu, aşktan anlar, sevgi bilir ve insan takdir eder olmuştu ki... Öyle hayrette bırakacak bir iş yaptı ki "Merhamet aczin ifadesidir, merhametten maraz doğar, aciz ve zayıf kimseleri yok etmek gerekir, Eskimoların yaptığı gibi. Eskimolar çalışamaz duruma gelen yaşlılarını kar veya buz içinde ölüme terk ediyorlar. Bu doğrudur, bu yaşlılar artık üretici değil, sırf tüketici oldukları için mantık onları ortadan kaldırmamıza izin verir." diyen aynı Nietzsche, sokaktan geçerken devrilip çukura düşmüş bir araba gördü; arabacı atın durumuna ve sakat kalması ihtimaline hiç aldırmadan her ne pahasına olursa olsun, atı kaldırmaya ve yola çıkarmaya çalışıyor ve bunun için de atı acımasızca kamçılıyordu; kamçı darbelerini yedikçe doğrulmaya çalışan at, ağır yükün baskısıyla tekrar çukura düşüyordu. Ayağı kırılmıştı. Durumu gören Nietzsche çok sinirlenmiş ve arabacıdan böyle davranmamasını rica etmişti. Önce yükü indirip sonra atı kaldırmak gerekiyordu. Arabacı aldırış etmedi. Çabuk sinirlenen Nietzsche, arabacının yakasına sarıldı ve ata kamçı vurarak eziyet etmesine izin vermeyeceğini söyledi. Arabacı bunun üzerine: "Eğer bırakmazsan sana vuracağım." dedi ve biçare şair ve filozof Nietzsche'ye vurdu. Attığı bir tekme, başına mı neresine isabet ettiği belli olmadan filozofun eve dönmesinden bir süre sonra, ölümüne yol açtı... Bu olayı dinleyen herkes, şimdi bizim hissettiğilkNietzsche'nin bu olaydaki ruh güzelliği ile ahlak, ruh ve duygu azameti,
Sayfa 149
Felsefe
İnsan, günlük maddi ideallere , onlara erişemediği sürece değer verir, erişince de boşluk ve anlamsızlığa düşer. İnsanın ideali, o kadar yüce olmalıdır ki asla bir noktada durmasın, bir yere bağ­lı kalmasın. Yoksa bu ideal, duruşa maruz kalır ve duruş da anlamsızlık, abes ve boşlukla sonuçlanır. Kendi determinizmi içinde tutsak olan insanın tabiata egemen olsa dahi silahlı bir aciz olması doğaldır. jean lsole şöyle diyor: Bir yazar, baştan aşağı silah ve altına boğulmuş, fakat tedavisi mümkün olmayan içsel bir dertten dolayı acı çeken bir şehzadeden bahsediyordu; yani bu şehzade onun öyküsünün kahramanydı. Isole, bugünkü Fransa'nın böyle bir şehzadeye benzediğini söyler. Fakat hayır, günümüz insanı, böyle altına boğulmuş silahlı şehzade gibidir, fakat her zamankinden daha çaresiz ve acizdir.
Sayfa 146
Felsefe
Şimdi sözünü ettiğim dört zindanın ne olduğu açıklığa kavuş­muştur. Bu çeşitli ideoloji ve öğretiler topluluğunu dört belirlenimde özetlemek mümkündür: Birincisi; irade sahibi, bilinçli ve yaratıcı insan, ilk belirlenimin, tabiatın zorlamasının, baskı gücünün altında tutsaktır. Natüralizm de tabiata çok dayanmaktadır ki büyük ölçüde doğrudur. İkinci belirlenim, yani zorlayıcı güç, tarihin cebridir. Tarih felsefesi buna dayanmaktadır. Ralph Waldo Emerson'a (1803-1 882-Çev.) "Tarih nedir?" diye sorulunca: "Hangi şey tarih de­ğildir ki? Var olan her şey, tarihin ürünüdür." diye cevap vermiştir. Tarihin esas ve temel etken olduğunu ileri süren yakla­şımda, insan olarak benim neliğimin ve mahiyetimin yaratıcısı, benim tarihimdir. Tarihim benim elimde olmadığına göre ben de kendi elimde değilim. Üçüncü belirlenim sosyolojizmdir -toplumun asaleti-. Birey yoktur, bireyi toplum yaratmaktadır, diyen görüş, Sosyolojizm kuramıdır. İnsan, "olmak" gelişimi boyunca , yani be­şerlikten, beşer durumundan insan olma merhalesine intikal süreci boyunca bu belirlenim güçlerinden kurtulabilir. Örneğin coğrafyanın asaleti, yani temel etken olduğu görüşü, 19. yüzyılda sosyolojide kayda değer bir önem kazanmıştı. Hatta İbn Haldun (ö. 1 406-Çev.) da her toplumun, doğal coğrafyasının gerektirdiği şekilde yaşayacağını ileri sürüyordu -doğru da söylü­yordu-. Fakat bugün, durum böyle değildir. Bugün insan geliş­tiği, tekamül kazandığı ölçü ve boyutta bu belirlenimlerden, bu zorlayıcı etkenlerin elinden kurtulabilir. Maksadım, bu zindan ve belirlenimlerin olmadığını veya bunların asla etkisinin olmadığını, insanın tarih! süreci boyunca istediği biçimde , seçtiği ve düzenlediği şekilde yaşadığını söylemek veya iddia etmek istemiyorum. Tersine , demek istiyorum ki bir hayvan şekliyle Sosyolojizmin,
Sayfa 136
Felsefe