Aklın böyle fiile dönük ve hareketli bir yönden anlaşılmasına Arap İslam düşüncesinde de rastlanır. İbn Teymiyye'nin dediği gibi "Müslümanlar ve âlimlerin çoğunluğu nezdinde akıl bir niteliktir ve düşünen kişi ile anlam kazanan işaretleri adlandırır." Kalbin fiili anlamında akıl, bu kişilere göre farklı şekiller almıştır:
1- Bağlama(rabt) şekli: Akıl, kalbin bilinen iki şey arasındaki alakayı kavramasıdır.
2- Engelleme(keff) şekli: Akıl, sahibini zararlı eğilimlere, ölçüyü aşan şiddetli istek ve heveslere düşmekten alıkoyar.
3- Zapt etme (zabt) şekli: Akıl, kalbin kendisine ulaşan şeyleri ayrılıp gitmesinler diye tutmasıdır."
İbn Kayyım el-Cevziyye, Miftahu dari's-seade'de (1, 125) şöyle demektedir: "Akıl kalbe ulaşan şeyin zapt edilmesi ve sıyrılıp gitmemesi için tutulmasıdır"
İbn Teymiyye şöyle demektedir: "Akıl dendiğinde kimi zaman insanda bulunan, kendisiyle bilgi elde edilen, fayda ve zararın birbirinden ayrıldığı ve faydanın tercih edildiği garizenin(huy) kendisi kastedilir.
Haris el-Muhasibi'nin dediği gibi akıl bir huydur. Akıl sahiplerinin çoğuna göre gözde görmeyi sağlayan, dilde tat almayı sağlayan ve deride dokunma hissini sağlayan bir kuvvetin var olması gibi aynı şekilde bu huyun varlığı da sabittir."
............
KİTAPTA YER ALMAYAN ANALİZİM
Bu sayfalarda savunulan görüş özetle şudur:
Akıl, insanın içinde bağımsız bir cevher veya öz değildir; kalbin gerçekleştirdiği bir faaliyet, bir idrak ve ilişki kurma eylemidir.Bu yaklaşım özellikle klasik İslam düşüncesindeki bazı âlimlerin (metinde İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'a atıf var) anlayışına yakındır.
Felsefi açıdan söylersek:
Aristotelesçi ve bazı modern görüşler: Akıl insanın temel özüdür.
Bu metnin görüşü: Akıl insanın özü değil, insanın yaptığı bir fiildir.
Dolayısıyla yazar, "İnsan akla