Ona derler her kadının bacısı
Kadın hakkı anlatıyor feminist
Yüreğinde bir sevdanın acısı
Canı yanmış can yakıyor feminist
Çekinmeden söyler iken sözünü
İyi coşmuş alamamış hızını
Kocası morartmış iki gözünü
Erkeklere yan bakıyor feminist
Erkek olsun ev işine alışık
Yıkanmaz mı bir çatalla bir kaşık?
Ortak olsun çamaşırla bulaşık
Demek için can atıyor feminist
Savunurken kadınların hakkını
Kadın hakkı diye bozmuş aklını
Anlamıyor kadın erkek farkını
Derdimize dert katıyor feminist
Zeki der ki: Bulmuş yine bir neden
Üşenmeden nutuk çeker kürsüden
Nefret etmiş artık aşktan sevgiden
Aşk deyince kaş çatıyor feminist
Gökyüzünde ay
Petekte bal
Sevgilinin elinde “gül” değiliz.
Bir elmanın yarısı
Ya da
“Namus belası” olmak değil derdimiz.
Ne bir cennet isteriz ayaklarımızın altında
Ne de
Namus belasına bir cehennemde yaşamak…
Çünkü biliriz;
Nasıl koparılıp atıldığını dalından
Nasıl kırıldığını kolunun kanadının
“Gül” olunca kadınların,
Mezara gömülür gibi gömülüp evlere
Nasıl tarumar edildiğini umutlarının.
Ve bu sebeple;
Ne sevgilinin elinde
Ne de dalında gül değiliz,
En az yarısıyız yaşamın
Ve en az yarısını üretir nasırlı ellerimiz.
Ay değiliz gökyüzünde
Aya da benzemeyiz
Ne onu ne de on dördüyüz ayın.
Yani ne ay olmak isteriz
Ne de
Dışında ve ötesinde olmak yaşamın…
Kumaş dokuruz fabrikada
Yün eğiririz
Tütün ekeriz tarlada
Tütün sökeriz