… kimi düşüncelerle hikayelerin yeni olduğu, hiç duyulmadığı, okunmadığı zannına kapılırız; oysa nasıl olabilir ki, insanoğlu konuşmaya başladığından beri kaçınılmaz biçimde anlatmaktadır; her şeyi er veya geç anlatır, ilginç şeyleri de anlamsız şeyleri de, özel şeyleri de genel şeyleri de, mahrem olanı da fuzuli olanı da, gizli kalması gerekenleri de yayılması gerekenleri de, dertleri de sevinçleri de hınçları da, kesin olanları da spekülasyonları da, hayal ürünlerini de gerçek olayları da, inançları da şüpheleri de, hakaretleri de tapınmaları da intikam planlarını da, kahramanlıkları da aşağılanmaları da, bizi gururlandıran şeyleri de utandıranları da, sır gibi görünen şeyler kadar sır olması gerekenleri de, bildik olanı da ağza alınmaz şeyleri de dehşetli olanı da _ aşikâr olanı da, temel şeyleri de (aşk gibi) önemsiz şeyleri de (aşk gi bi). Hiç düşünmeden gidip anlatır.
İnsanlar neye isterlerse ona inanırlar; bu yüzden her şeye inanılan bir zaman olması son derece mantıklı ve kolaydır. Hiç tartışılmadan inanılır, aşikâr biçimde sahte olana, gördüğümüz şeyin tam zıddına bile, buna dahi zamanında inanılır, her olaya kendi inanılma zamanında ve zamanın akışı boyunca bütün olaylara inanılır.