Sıcacık bir hikayesi olan bir roman yorumuyla geldim.
Çok anlamlı bir hikaye, çok akıcı bir şekilde yazılmış çabucak bitti.
Petey kitabımızın ismi olduğu gibi aynı zamanda kahramanımızın ismi. Kahramanımız beyin felçli olarak dünyaya gelmiş kol ve bacaklarında şekil bozukluğu var ve konuşamıyor. 1920lerde dünyaya gelmiş ve o zamanın doktorları beyin felci değil zeka geriliği teşhisi koymuş ve ailesi 2 yaşında Petey'i akıl hastanesine terketmişler. Ve orada yaklaşık 50 yıl kalmış. Yanlış teşhis yüzünden orada kalmış orada büyümüş. Ailesi olmadan ve dört duvar arasında bir de akıl hastanesinde...
Zaman zaman hayatına çeşitli hasta bakıcıları dahil oldu ve görev süreleri bittikçe gittiler. Petey her defasında bağlandı her defasında onun akıl hastası olmadığını düşündü bakıcıları gözlerindeki anlamdan tepkilerinden ama bu hiçbir şeyi değiştirmedi. Kendilerine doktorların zaman zaman muayene yaptıkları ama teşhisi doğru kabul ettikleri söylendi. Petey'in bu kadar zaman boyunca yanında sadece tekerlekli sandalyede oturan hafif zeka geriliği olan Calvin vardı. İkisi çok güzel arkadaş oldular birbirlerine aile oldular ta ki 50li yaşlarında biri huzurevine biri barınma evine taşınana kadar. Sonra Petey'in hayatına lise öğrencisi Trevor dahil oldu ve onunla da çok güzel anılar biriktirdiler. Petey'in hayatında hiç yaşamadığı ilkleri yaşadılar ve geçmişe dair sürpriz karşılaşmalar yaşandı.
Bu kitap dostluğun, umudun hikayesi...
Okurken Petey'in saflığını, kocaman kalbini, masum sevgisini, hayat dolu oluşunu, tükenmeyen umudunu sonuna kadar hissedebilirsiniz. Petey'den öğrenecek çok şeyimiz var.
Ortaokul öğrencilerinden başlayarak yetişkinlerin de çok rahat okuyabileceğini ve çook seveceğini düşünüyorum.
Okumak isteyenlere aşırı tavsiye ederim