Sen gölgesi olmayan, hayali olmayan bir ses, hiç durmayan
ve hiç susmayan
Kafamın içinde ağlayan ve sürekli dağlayan bir hiç,
biliyormuşsun gibi sorma
Ben gerçekten en çok iki kelime arasında kayboluyorum.
Bir birine temas ettiklerinde oluşan dalgaların girdabında
O zamanlarda biraz inanıyorum, neye olduğu önemli değil.
Biraz umut ederken buluyorum kendimi Kafam düşmüş kağıdın üzerine, yüzümü gülerken nefes alabiliyorum.
Çünkü rafları dizemediğim pek çok kelime var,uçuşuyorlar dudaklarımın etrafında Ben istediğimde onlarla seni yaralıyorum. Seni yaraladığımda en çok kendimi acıtıyorum ve nefes alamıyorum.
Bu ikisi arasında koşarken zaman tutamıyorum.
Orada bir yere ait olamıyorum.