ozan

ozan
@Giotto
Asla okumaktan vazgeçme...
Yazar
Dünya
Karadeniz, 27 Ekim 1983
20 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Reklam
Pencereler...
…yatağının yanında bir pencere vardı istediğinde elleri ile ona ulaşabilirdi, odanın sıcaklığı yüksekti üstüne aldığı yorgan ağırdı bedeninin ısısı yükselmeye devam ediyordu, ısı veren kalorifer peteği ni kıstı üzerindeki yorganı açtı ama böyle uyuması gece üşütmesine neden olabilirdi , yorganı tekrar üzerine aldı ve eliyle uzuna bildiği pencereyi açtı soğuk bir esinti yüzünü okşamaya başladı çok tatlı bir soğuktu bütün bedeni yorgana sarmış sadece yüzü açıktı nefes alışı düzeldi sanki oksijen tüpü ile nefes alıyordu tüm o soğuk havayı içine çekiyor verdiği rahatlamayı tüm bedininde hissediyordu sıcak ve soğuk arasında ki dengeyi sağlamıştı artık uyuyabilirdi uyumadan son bir kez yastığa gömülmüş olan gözleri ile gökyüzüne baktı yıldızlar hiç bu kadar belirgin görmemişti yıldızlara bakarak uyumak aldığı hazın üstüne haz katmıştı yıldızlara bakarak kurduğu hayal lerin ışığında gözleri bilmediği ruyalara daldı. Her şeyin bir sonu olduğu gibi bununda bir sonu vardı oda sıcaklığı düşüp denge bozulunca artık soğuk esinti bir hipotermi ye dönüşmeye başlamıştı uzanabildiği eliyle penceresini kapattı ve yeniden uykuya daldı. Sabah gün ışıkları göz kapaklarına düştüğünde ruyalarına kadar giren ışığı takip etti gözlerini açtı ama yatak o kadar sıcak ve vazgeçilmezdiki kalkmak hiç istemiyordu ,böbreklerden ürinasyon işlemiyle salgılanan ve ürerta vasıtasıyla boşaltılan genellikle steril durumda , vücudun yan ürünü olan bir sıvı onu ne kadar kalkmaya zorlasada buna biraz daha dayanabilmeyi yatağının verdiği hazzı biraz daha almak istiyordu keşke biri yüzünü yıkasada uyuna bilseydi ,aklına gece açtığı pencere geldi soğuk havanın onu nasıl uyuttuğunu rahatlattığını hatırladı eli ile uzanarak pencereyi açtı ve soğuk hava yüzüne geldi sanki istediği gibi uyanması için yüzünü
Edebiyat
Lanetli Kitap
…3.12.2019 tarihi idi, öğlesine raflardan alıp okumaya başladığı bir kitap tı ,her gün sayfaları çevirdiği kitabını bitiremiyor , her defasında bir engel ile karşılaşıyor du, bu bir engel mi yoksa lanet mi kestirememişti bir kitap nasıl lanetli olabilirdi. Her seferin de dışarıdan duyduğu dikkatini dağıtığı sesler ,vucu dunun verdiği bir tepkime zamansız çalan telefon zihninde oluşan düşünceler sayfalarını her çevirdiğinde olaylar daha şiddetli bir şekilde gerçekleşiyordu.kitabı bıraktığında her şey eski haline geri dönüyor hiç olmamış gibi yaşanıyordu, zaman ilerledi ilerledi ama kitap hiçbir zaman bitmedi kitap şehir şehir yolculuğa çıktı ev ev gezdi yatağının baş ucunda durdu ama hiç açılıp okunamadı ,kitap bile bu yolculukta yıpranmıştı üzerine kahve, çay , su döküldü güneşin yakıcı sıcaklığına maruz kaldı soldu yaprakları şişti buruştu bu kadar badireye rağmen hiç pes etmedi hep okunacığı zamanı bekledi hep sevileceği zamanı, zaman artık onu unutulmuş diyara yollamak üzereyken sahibi onu rafların gölgesinde görüverdi , eline aldı ve evet lanetli kitap seni hiç bitiremedim seninle nerde kalmıştık bakalım dedi, sayfaları açtığında elli sayfa civarında okunamamış sayfa olduğunu okuduğu zamanlardaki acıyı etkileri tepkileri hissetti etrafı bulanıklaşmaya başı ağrımaya etrafındaki garip seslerin ona geldiğini hissetti, birden kitabı elinden fırlattı kitaba her dokunduğunda bir şeyler gerçekleşiyordu ,artık bununla yüzleşme zamnı geldiğini düşündü içindeki merak ve bir sonraki kitaba başlaması bu kitabın bitmesiyle gerçekleşe bilirdi, kitabı yerden aldı koltuğuna geçti ve kaldığı yerden okumaya başladı bir safa iki üç dört derken daha çok daha çok diye içinden geçirip duruyordu onu bugün bitirecekti kafasına koymuştu önce komşusunun uğultusunu duymaya başladı ses o
Edebiyat
katı atıklar
…katı atıkları bir çok guruba ayırabilirdi ama en önemlisinden başlamak istedi.haftada birkaç kez uyguladığı bu etkinlikte dikkat etmesi gereken bir hazırlık süreci olduğunu farkedecekti, edindiği tecrübelerden bir yazı dizisine dönüştüreceği kimin aklına gelebilirdiki.Bu önemli bir süreçti her şeyin baştan sona mükemmel olması için gereken hayat dolu bilgiler.öncelikle birikiminin doluluk sınırına yakın olması ne az ne orta nede çok dolu 4/3 dolu olması yeterli bir orandı diğer olasılıkların sonuçlarıda oranlarına ve zamana göre değişkenlik gösterecek bu süreçte iyi bir performans olamayacaktı, sürecin o lasılıklar o kadar çoktu ki bir satranç varyasyonları gibi açılışlara teorilere hamlelere ihtiyaç vardı ,ikinci aşama performans gösterilecek yerde bölge veya alanda birinin olup olmadığına bakılması idi eğer kimse yoksa bu çok daha iyi bir ortam sağlayacaktı ama biri yada birileri varsa onların kontrolleri olasılıklarını varyasyonları hesaplamak gerekiyordu bu iki kişilik bir varyasyonsa eğer birini ayrı değerini ayrı hesaplamak gerekecektir A-B varyasyonlarını ele alalım genelikle vücutlarını yönelterek alt kısmı çekildiğinde genişleyen cimlere uzanmaları ile bilinirler ekran kaşısında sevdiği dizi yada programı izlerken görünür ebeveyn ,kardeş,abi,abla ve akraba gibi isimler verilmişsede değişik çeşitli adlarıda vardır, varyasyonlar olasılıklar çoğala bilir ve değişkenlik göstere bilir ama şu an bu olasılığı düşüneceğiz ,bu arada zaman geciyor doluluk oranı artmaya başlıyor süreç daha zorlu ve karmaşık bir hal alıp içinden çıkılamaz bir duruma düşmememiz için acele etmeliyiz hızlı kararlar hızlı başarının yarısı derler , dizi ve programların bağlayıcılıkları fazla olduğundan önce reklama girme süresini hesaplaması en mantıklı varyasyon dur bu durum
Bilim
Reklam