Durmadan müdahale etmişlerdi, o kadar çok konuşmuşlardı ki sadece dudak hareketlerini duyuyordu kelimeleri kaybolup gidiyordu ulaşamadan ona. Kararını verdi. Denizin kenarında maviliğe kucak açacak rüzgârın bedenini ürperten tatlı serinliğine saracaktı kendini. Ağır bir yorganın kollarında uykuya sarar gibi kendini. Kurduğu dünyayı oyuncak etmek zorundaydı kendine, yoksa aldığı nefesler onu tıkayacaktı