Butimar. Nasıl sevdalandın ki sevdiğine dokunamaz oldun. Sevdiğinin zarar görmesi seni nasıl ürküttü ki sen yittin gittin. Sevdanı içinde nasıl yaşadın ki bu işin sonunda ölüm olacağı aklına gelmedi. Butimarın aşkı kendinden geçip de sevdiceği olan denizin bir gün kuruyacağından korkması ve bu korku yüzünden hiç su içmemesi, en sonunda da susuzluktan ölmesi...
Butimardaki aşk kendini bitirdi ama kitaptaki Yûsuf'un simya hırsı butimarına duyduğu aşkına en önemlisi de butimarına mâl olmuş... Aşkı için yanıp tutuşan Yûsuf can yoldaşı Behzat ile yollarını ayırdığında kendinden uzaklaşmasına sebep olduğu gibi sevdiğini ve insanlığını yitirmesine de yol açmış.
Âh Yûsuf... Hırs kuyusunda kendini kaybettin. Rüyanda görüp aşık olduğun butimarına olan sevdan onu sana getirdi ama sevdan uğruna kapıldığın simya butimarını kendi elinle yitirmene sebep oldu...
Kitabı okurken elimden bırakmak istemedim ama bir tarafım da kitabın bitmesini istemedi. Kitap resmen aldı beni başka diyarlara götürdü. Tarih sürecinde 1900 yıllarda ermeni ve Ruslar tarafından yapılan zulümler. Bu zulüm sonucunda yapılan kırımlar, bu esnada yaşanan göçler, doğup büyüdükleri çevreyi bırakmak zorunda olanlar...
Manevi değerlerden uzaklaşan insanın kendisinden de uzaklaştığını elde etmek istediği dünyaya yakınlaşmak yerine elindeki her şeyi yitirdiğini ifade eden güzel bir eser. Bence okunması gereken insana anlam katan bir yapıt olmuş.