LACİVERT #kitapyorumu
☆
"Deirdre..." dedi yutkunarak. Sanki ilk defa konuşmakta zorlanıyordu. "Sen ateş değilsin. Sen ateşten çok daha kuvvetli bir fırtınasın." Bir süre duraksadı. "Ve ben bu fırtınaya karşı gelemiyorum. Akışına bırakıp sığ bir limanda kurtulup gitmek istiyorum ama buna izin vermiyorsun," dedi.
☆
Beren Soydan ailesinin baskısından kurtulmak için abisinin arabasını alıp kaçıyor. İstanbul'a doğru çıktığı yolda yolunu kaybedip bir adama çarpıyor. Çarptığı adam, James Hunter ( nam-ı diğer Lacivert ) , Beren'in arabasını alıp genç kızı kendisine çarptığı ıssız yolda tek başına bırakarak yoluna devam ediyor. Beren ise çantasının ve arabasının peşinden gidip bambaşka bir dünyayla karşı karşıya kalıyor.
Hayal dahi edemeyeceğimiz bir teknolojisi olan bir dünyaya sokuyor bu kitap bizi. Her bir detayına hayran kaldım.
Ve böyle bir kurgunun da bir Türk yazardan çıkmış olması ayrı bir gurur.
Yazarımızın kalemine, hayal gücüne sağlık.
Kitapta sizi kendisine çekecek her şey var. Teknolojinin akıl almaz boyutundan, aşka, aksiyona, gerilime, heyecana ve tutkuya kadar. Sıkılmaya hiç vaktinizin olmamasıyla birlikte kitabı da elinizden düşüremiyorsunuz. Sayfalar ard arda çevriliyor, ta ki bitene kadar.
Sonra da ikinci kitap arayışına giriyorsunuz çünkü kitabın bitişi dehşet. O son sayfaları okurken kendimi yitip bitirdim. Yaşanan şey kanımı dondurdu desem yeridir. Tüylerim diken diken oldu.
En sevdiğim karakter tabii ki James Hunter oldu. Adam kusursuz. Okurken insan büyülenmeden edemiyor. Elinden her iş geliyor. Örnek verecek olursam... Piyano çalıyor, kurabiye yapıyor, dans ediyor ve daha neler neler. Kalplere zarar valla bu adam.
Beren de çok güçlü bir kadındı. Onu okumaktan da keyif aldım ama en çok keyif alarak okuduğum karakter Mike oldu. Aşırı