Ne zaman vaktiyle değer verdiğim,sevdiğim bir insanı hayatımdan çıkarmaya karar versem,hemen öncesinde bir kişisel gelişim kitabı okurum.Nedeninden tam emin değilim fakat seçimlerim hep böyle oldu.Bu iki kitap da (vazgeçebilmek,Ferrarisini satan bilge)bu sebeple okuduğum kitaplardan oldu.Duygularını üçüncü kişilerle paylaşan insanlardan hiçbir zaman olmamadım,hissettiğim her neyse muhatabı ile paylaştım,kalan herkese sustum.Bu sebeple tüm vedalarımı kendi içimde yaşadım.sanırım kişisel gelişim kitabını tercih sebebim,psikolojik olarak bana destek olmasını istemem,çünkü ne kadar seversem seveyim , beni kıran,üzen insanlara veda edebilmeyi,vazgeçebilmeyi beceremiyorum, öğrenmem lazım,varlığı beni üzse de vazgeçersem sanki ona yanlış yapıyormuşum gibi hissediyorum,çok zor vazgeçiyorum.kitap işte tam olarak bunu anlatıyor;herkesten ve her şeyden önemli olan bir şey varsa kendi hayatın.önceliğin hep kendin olmalı,kimsenin onayına da ihtiyacın yok.Hepimizin zor da olsa yaralarından, travmalarında,öfkelilerinden, ve acı verenlerinden vazgeçecek cesareti olmalı,Bıktırıcı duygularımıza veda edebilmeliyiz,özgürleşebilmeliyiz. En zor kısmı da bu; emek verdiğinden vazgeçebilmek zorunda olmak… Gözümüzde büyüttüğümüz, değer affettiğimiz her şey aslında bize ait değil. Bu kadar bağlanmak, sahiplenmek hatta bağımlı hale gelmek doğru değil, doğru olan zamanı geldiğinde vazgeçebilmeyi bilmek,Aksi halde vazgeçmediğin her an senden bir şeyler götürüyor,geriye acısı kalıyor. Doğru zamanda vazgeçmek,başka seçimlere yönelmek bizi özgürleştirir. Mutsuzluktan korkarak kaçırdığımız yaşam orada dururken,kendi hapisanemizi inşa ettiğimiz hayatlara, kendimizi mahkum ediyoruz. Evet işin önemli. Arkadaşın, ailen önemli ama san zarar veren her şeyden uzaklaşmadığın sürece hiçbirine faydan