Acılar vardır, bir de çaresizlikler
ne zaman başladıysa benim öyküm
yürüdük, kimbilir kaç yıl beraber
bir yanımda aşk, bir yanımda ölüm
durup durup kirlendim yaşadıkça
aşktı beni yıkayan, arıtan su
dünyamı saran bir uçtan bir uca
hep o bir gün sevememek korkusu
ben kalbimi o taşlarda biledim
bütün pisliklerini yeryüzünün
kazıdım hançerimle yeniledim
son dakikasında bile ömrümün
ben tanrıdan başka bir şey istemem
her sevgiye açık olsun pencerem
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ben öleceğim, kimse seyretmesin,
güneş ve düşünceler içinde.
soyunacağım elbiselerden ve hatıralardan,
bir semalar sessizliğinde.
asude ve mahzun ellerimle,
nasibimi bir kenara bırakıp.
eski şarkılar söylerken,
dağlarda ateşler yakıp.
kimse seyretmesin, aşk ve sonsuzluk,
garip mezarlıklar -arasından gideceğim.-
kokulu sularla yıkanarak
karanlıklarda zevk edeceğim.
Fazıl Hüsnü Dağlarca
"Yazgımız karşımızdadır, onu biz kışkırtırız. Gururdan çok, sınırlı durumumuzun bilinciyle. Biz de bazı bazı acırız kendi kendimize. Bize kabul edilebilir görünen biricik acıma budur; belki de pek anlayamayacağımız, pek de erkekçe bulmayacağınız bir duygu. Gene de bunu duyanlarımız en gözüpeklerimizdir. Ama biz uyanık olanlara erkek deriz ve bizi açık görüşlülükten uzaklaştıran bir gücü istemeyiz."