...uygarlığımızın içerisinde değerli görünen her şey "erkekçe", daha az değerli ya da gerçekten küçültücü olan her şey ise "kadınca" imiş gibi görünmektedir.
“Kendine daha çok, 'nasılsın', diye sor. Kalbine nasılsın dediğinde üzgünse onu mutlu olduğu şeylerle doldur. Sevdiği şarkıları fısılda. Ayaklarına 'nasılsın' de. Eğer yorgunsalar onları huzurlu olduğu yerlere götür. Ellerin üzgünse onları mutlu eden şeyleri tut. O zaman birinin sana nasıl olduğunu ya da kim olduğunu söylemesinin önemi kalmaz. ”
“Kendine daha çok, 'nasılsın', diye sor. Kalbine nasılsın dediğinde üzgünse onu mutlu olduğu şeylerle doldur. Sevdiği şarkıları fısılda. Ayaklarına 'nasılsın' de. Eğer yorgunsalar onları huzurlu olduğu yerlere götür. Ellerin üzgünse onları mutlu eden şeyleri tut. O zaman birinin sana nasıl olduğunu ya da kim olduğunu söylemesinin önemi kalmaz. ”
İşte bu genç adam, sağlığında dinletemediği parçayı karısının ruhuna duyurabilmek için, bu yabani ormanda ve bu mezarın başında, senelerden beri viyolenselini çalar.