Ali Şeriati İnsanın Dört Zindanı kitabında diyor ki: İnsan aslında özgür değil, dört tane görünmez zindanın içinde yaşıyor. Bu zindanlar insanı sınırlandırıyor kendi olmasını engelliyor.
Birinci zindan: Doğa. Yani insan doğaya bağlı. Aç kalınca acıkıyoruz, hasta olunca düşüyoruz, doğanın kuralları var ve biz buna uymak zorundayız. Ama aklımızla bu zindanı aşabiliriz, doğayı anlayıp ona hükmedebiliriz.
İkinci zindan: Tarih. Bizden önceki insanların yaptığı şeyler, gelenekler, alışkanlıklar... “Hep böyle olmuş” denileni sorgulamadan kabul edersek kendi yolumuzu çizemeyiz. Oysa geçmişi bilip, ondan ders alıp kendi kararlarımızı verebiliriz.
Üçüncü zindan: Toplum. Ailemiz, çevremiz, arkadaşlarımız, toplum sürekli nasıl biri olmamız gerektiğini söylüyor. Ayıplanmamak için, dışlanmamak için kendimizi bastırıyoruz. Bu da bizi biz olmaktan uzaklaştırıyor.
Dördüncü zindan: Kendi içimiz. En derin ve fark etmesi en zor olanı bu. Korkularımız, bencilliğimiz, egomuz, iç sesimiz bazen bizi durduruyor. Cesaret edemiyoruz kendimizi sabote ediyoruz.
Şeriati diyor ki: Eğer bu dört zindanı fark edip içlerinden çıkabilirsek, işte o zaman gerçekten özgür ve insan oluruz.
Yani kitap aslında bir farkındalık çağrısı. Sen kimsin, ne yaşıyorsun, seni tutan ne? diye düşünmemizi istiyor. İç dünyanı sorgulatan ama ilham da veren bir kitap.