Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sait Faik, Türk edebiyatında okumaktan en çekindiğim yazarlardan biri olmasına karşın bir o kadar da çok seviyorum. Lüzumsuz Adam okuduğum üçüncü kitap olmasına rağmen bu çekingenliğimi hâlâ atmış değilim. Okuduğum her kitaptan sonra, yahu çekinecek ne var mis gibi bir kalem diyorum. Ama her seferinde yine aynı durumla başlıyorum.Okuyacağım her kitapta yaşayacağımı bildiğim o çekingenlik sanırım beni daha çok heyecanlandırıyor. Bu durum sanırım bütün külliyatını bitirene kadar devam edecek️.
Sait Faik'in toplumsal sorunlardan çok insanların toplum içindeki sorunlarını ele almasını çok seviyorum. Çoğunlukla alt sınıf diye adlandırılan bireylerin yaşama biçimlerini, sevinçlerini, korkularını ele alma durumu da ayrı bir önemli. Bu durum onu şüphesiz ki Türk edebiyatında farklı bir yere koyuyor.
Lüzumsuz Adam öyküsü beni en baştan mest etti zaten. Bizim Köy Bir Balıkçı Köyüdür öyküsünü Karadenizli olmamın verdiği etkiyle olsa gerek çok ayrı bir yere koydum. Her okuduğum öykü de,-E ben bunu tanıyorum, dedim. O kadar içten, o kadar gerçekçi ki tasvirleri, sanki okumuyorum da canlı kanlı izliyorum gibi.
Lüzumsuz Adam kitabı en son yayınlanan kitabından 8 yıl sonra yayınlanmış. Ben ilk Şahmerdan öykü kitabını okumuştum. Lüzumsuz Adamla artık üslubunda, hikayelerinde değindiği kahramanlarda, çevrede değişikler olduğunu görüyoruz. Ve bu kitaplar birlikte Sait Faik için başka bir dönemin başladığını söyleyebiliriz.
Gereken değeri verebiliyor muyuz bilmiyorum. Daha fazlasını hakettğini biliyorum. Mark Twain üyeliğinin Atatürk'ten sonra ikinci ve son alan Türk olması abartmamız ve Türk hikayeciliğinde üst sıralara koymamız gereken bir durum bence.