Kusursuz insan yoktur. Bu, insan olmanın belkide en sahih delilidir. Niyetlerse daim kusursuzdur, bu da amellerin niyetlere bağlı kılınmasının sebebidir. Onlar, kusursuz niyetleri olan kusurlu insanlardı. Herkes gibi fakat herkesten biraz müstesna. Hiçbir kınayıcıya aldırmadan veya şeytana uymadan, durmadan ilerliyorlardı. Yalnız Allah'a inanarak ilerliyorlardı!
O zamana kadar tanıdığım kadınların hiç birine benzemiyordu. İnsanla dost olması için bir saniye görmesi kafiydi. Hayatında hiçbir sırrı yoktu. Sükutu sevmezdi. Hiç kimse ile darılmak adeti değildi.
Her yaşta bir yığın erkek arkadaşı vardı ve hepsiyle aynı cömert dostluk içinde yaşıyordu. Hepsi ona büyülenmiş gibi bağlı ve hepsi de bu yüzden az çok biçare idiler. Fakat bir müddet sonra, kadınlığının ve güzelliğinin ne kadar tehlikeli bir silah olduğunu bilmeyen bu genç kızdan ya büsbütün uzaklaşıyorlar, yahut da mustarip ve huzursuz onun etrafında her gün aynı mahremiyet ve cazibelerin tesiri altında kala kala ona alışıyorlardı.
Hayır, Cemal Bey hiç sevimli değildi. İnsana şöyle bir sıcaklık aşılaması bir yana dursun, tahammül edilecek tek tarafı yoktu... Dostluğu kayıtsızlığından beterdi. Çok defa söyleyeceklerini yalnız bana işittirmek için koluma girdiği zaman bütün vücudumu acayip, felce benzeyen bir üşüme kaplardı. Bu herkes için aşağı yukarı böyleydi.