“Çok konuşuyorsun” diye kendimi paylıyorum.”Çok dinliyorsun, çok fazla kahve içiyorsun, yabancı odalarda çok uzun oturuyorsun, gereksiz şeylere çok fazla kafa yoruyorsun, çok fazla umutlanıyor kendini çok fazla avutuyorsun.”
“Akşam oldu.Deniz altın rengi; soluk yeşil göğün altında, beyaz ışık noktalarıyla benekli, bir tür mekanik kendinden hoşnutlukla hafif hafif çalkalanıyor.Nasıl da engin, nasıl da hoş, hayatım boyunca özlediğim bir ulu açıklık.”
“Bugün hava bulutlandı.Bulutları seyrederken, daha önce hayatım boyunca hiç öyle oturup bulutları seyretmediğimi fark ettim.Çocukken zamanımı bu şekilde “ziyan etmeyecek” kadar huzursuzdum.”