Deniz Deniz

Iris Murdoch
Tahmini Okuma Süresi:
14 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
512
Basım Tarihi:
Temmuz 2016
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
ISBN:
9786053141181
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 21:16
Ana karakterimiz Charles Arrowby. Charles,şöhreti, sahneleri bırakarak ve dunyadan elini etegini cekerek deniz kenarında köye yerleşir ve sağlıklı, huzurlu ve dingin bir yaşam sürmek niyetindedir. Yazmaya başlar. Yazdıkları günlük mü, anı mi, roman mı, henüz kendisi de bilmez ama yazar bu arada tesadüfen gençlik aşkı ile karşılaşır.... Inzivaya çekilerek,doğayla uyum içinde yaşamayı planlarken sorgulamalar,iç ve çevresel hesaplaşmalar la devam eden kitap okura da sorgulama yaptırıyor. İçimizdeki kötülüğü,karanlık tarafımızca yüzlesebilir kendimizi her halimizle kabul edebilir miyiz? Ya başkalarını? Kötü insan zamanla iyi insana dönüşür mü? Ya iyi insan zamanla kötü insan olabilir mi? Aslında neysek oyuz ve yasanan olaylar içimizdeki iyi ve kötüyü mu ortaya çıkarıyor? Neden planladığımız hayatı degilde akışın bize yaşattığı durum/hal/konu/duyguları yasiyoruz. Sorular sorular.. Ve bir alıntı; “Dönüp geriye bakın­ca, olanları yorumlayınca, kendi hayal ettiklerimi gördüğümü ve gerçekliği görmezden geldiğimi nasıl da anlıyorum..” Gerçekliği görebilmek niyeti ile hayatı ve kitapları iyi okumalar.
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
8/10
·512 syf.·
Beğendi
·
2021 154. kitabı
Herkese merhaba,bu akşam sizlere Irıs Murdoch’un Deniz Deniz isimli eserinden bahsetmek istiyorum.Murdoch romanlarının tümü övgüyü hak ediyor.Ancak bunlardan bir iki tanesi var ki, yazarın göz dolduran edebi kariyerinin tepe noktası sayılabilirler. oldukça hacimli bu üç beş romandan biri de, emekli bir aktör, oyun yazarı ve tiyatro yöneticisi olan charles arrowby’nin anılarını yazma kararıyla bir sahil kasabasına çekilerek kendini Londra’daki hızlı hayatından soyutlamaya ve ‘daha iyi bir adam’ olmaya gayret edişini anlattığı Deniz Deniz. Arınmak,sadeleşmek, dinginleşmek ve tiyatronun sahteliğini ardında bırakmak üzere bir sahil kasabasında münzevi bir hayata çekilen obsesif, egoist ve belki de biraz narsisist bir baş karakterin, o kasabaya geliş amacının tam tersi yönünde ilerleyen, muhteşem bir atmosferde geçen, birinci kişi bakış açısıyla yazılmış hikayesi. Iris Murdoch: "Gerçek hayatta fantastik olan ile sıradan olan, sade olan ile simgesel olan genellikle çözülmez biçimde iç içe geçmiştir.Bence en iyi romanlar da, hayatı bunları birbirinden koparmaksızın araştırıp gözler önüne serenlerdir." diyerek roman anlayışını ortaya koymuştur. Yazım dili ustaca. Sıkıcı bir kitap olmasına rağmen edebi bir çıta söz konusu. Bitirdiğimde hissettiğim haz okurken sıkıldığım anlara değerdi.Edebi şölene dahil olmak isteyen herkese tavsiye ederim.Kitapla kalın.
Edebiyat
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
10/10
·512 syf.··
2021 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 01:13
İnsanın eylemlerine etki eden içsel ve dışsal tüm etmenlerin üzerinde söz söyleme gayretine mukabil bunu başarabildiğini sandığı ölçüde çuvallıyor olması; tüm ipleri bıraktığında da başarıya ulaşmaması ve genel olarak hayattan daha iyi bir öğreticinin olmaması… Tabii Deniz Deniz böylesi “kişisel gelişim”e benzeyen öğretilerle bezeli değil; sadece. Yukarda anlattıklarımı çok derinden düşündürüyor olmasına mukabil aynı anda gerçekçi, aynı anda komik, aynı anda fantastik ve aynı anda gerilimli bir anlatı koyuyor ortaya. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Tüm külliyatını da okumak isterim.
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
Deniz, nefret ve biraz kin...
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 21:56
" Mourdoch mükemmel bir insanın başarabileceklerinin ötesindeymişçesine kusurluluk yahut kusurlu olabilme yeteneği üzerinde çalıştı" Içinde bir dizi teatral mitler içeren bu kitap aynı zamanda insanın yaradılışından gelen kimi kötü duyguları ve hisleri içerir. Charles Arrowby iyi bir tiyatro oyuncusu, oyun yazarı ve yönetmendir. Çocukluğundan beri kuzeni James'e duyduğu kıskançlık, son demlerine kadar sürer. Arrowby 'nin otobiyografik romanı olan bu kitapta en bariz his nefret ve kıskançlıktır. Lüks, zenginlik, popülerlik, ünlülükten kurtulabilmek için gözlerden ve şehirlerden uzak bir sahil kasabasına, oranın da merkezine uzak deniz kenarında bir eve taşınır. Ömrü boyunca hiç unutamadığı ilk aşkı Hartley' den bi haber geldiği kasabada tekrar onu görmesi ile çocukluk anıları depreşir v e kendini olmayacak şeyler yaparken bulur. Çünkü Hartley evli ve zorba bir adamla yaşamaktadır. İşi onun zorla alıkoymaya kadar vardırır. Bu esnada evlat edindikleri Titus 'ta çıkagelir. İşler ıyice karışmıştır artık. Kuzen James'in varlığı kendisini her zaman rahatsız eden Arrowby, James'in ölümü ile bütün kötü hislerin farkına varır. Egoist, kıskanç ve benmerkezci olduğunu kabullenir. Kitap çok daha kapsamlı ancak okuyacak kişiler için çok fazla içerik paylaşmak doğru olmaz diye düşündüm. Çok zengin bir üslup ve içeriğe sahip olduğunu belirtmeliyim. Konusu itibariyle pembe dizi havası yaratsa da aslında oldukça edebi bir dili var. Kitap kimi yerlerinde ağır akan, kimi yerlerinde ise nasıl geçtiği anlaşılamayacak kadar akıcı. Ağır okuyuculara tavsiye edebileceğim bir kitap. Bazen Ahmet Hamdi Tanpınar' ı bazen de Henry James' i andırıyor diyebilirim. Kesinlikle kaliteli ve zevkli bir kitap.
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
İnsana dair hiçbir şey ebedi değildir...
9/10
·512 syf.·
2023 232. kitabı
~~~BirbirimiziSevdik BirbirimizdeYaşadık BirbirimizAracılığıyla BirbirimizleYaşadık~~~ İngiltere'nin tiyatro setinin önde gelen ismi Charles Arrowby, ışıltılı Londra'dan emekli olup deniz kenarındaki izole bir eve taşınır. Hem mesleki hem de kişisel olarak akıl hocası olan Clement Makin ile yaşadığı büyük aşk ilişkisini anlatan bir anı kitabı yazmayı ve uzun yıllardır birlikte olduğu oyuncu Lizzie ile eğlenmeyi planlar. Planlarının hiçbiri işe yaramaz ve anıları, dünyasını altüst eden ve aşırı büyük egosunu en derinden sarsan tuhaf olayların ve beklenmedik ziyaretçilerin "bazıları gerçek, bazıları hayalet" sürükleyici bir kroniğine dönüşür. Charles Arrowby, anılarını yazmak için deniz kena­rındaki döküntü bir eve çekilmiş bitkin düşmüş bir ak­tördür ve eski iş arkadaşları-sevgilileri bu inziva evresinde onu rahat bırakmaz ve bazı mutsuz anıların uyanmasına neden olur­lar ancak çok yıllar önce Charles'ın cinsellik olmaksızın çılgınca zaman geçirdiği Mary Hartley'in ortaya çıkmasıyla hikaye ilginç bir yola girme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bir dizi komik olayla anlatıcı, Ar­rowby'in yaşadığı içe dönüşü kimi zaman acınacak bir durum kimi zaman da saçmalık olarak tarif edip alaya alır. Ancak geçmişinden kurtulma çabaları başarısızlığa mahkumdur... Kitabın adındaki deniz, sadece hakim olan betim­leme havasının kaynağı değil aynı zamanda önemli bir kahraman gibidir. Bir belirsizlik ve değişkenlik gücü olarak deniz, Arrowby'in geçmişi kendi yarattığı mitin bir görüntüsü olarak tezatlıklar da oluşturur. Bir bakıma en çok "Fırtına" ile benzerlik taşır; Arrowby'in, adasına izinsiz girenlerin yaşamlarını dü­zenlemek türünden Prosperovari izlerle görüntüler sunar... Canlı bir şekilde tasvir edilmiş bir manzara karşısında oynanan, mit ve büyüye göndermelerle dolu olan
1001KitapOkumalarım
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
8/10
·512 syf.··
2021 61. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 22:47
İlk 50 ve son 50 sayfada biraz kitaptan kopsamda genel akışı ve yazarın dilini çok sevdim. Hız kesmeden devam edeceğim Murcoch’a.. Tekinsiz bir metin .. Baş karaktere o kadar sinir oldum ki okurken:) Charles , deniz kenarında bir eve inzivaya çekilir ve otobiyografik bir metin yazmaya karar verir. Aşkları, hırsları, kini , içgüdüleri en çok da ben merkezciliği.. O kadar kızdığım noktalar oldu ki Charles’a çok odaklandım ben.. Hassas bir kitap yeniden okuduğum da farklı anlamlar çıkarabileceğim türden . Güçlü edebiyat...Nuray Önoğlu çevirisi muazzam
Edebiyat
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2021 18:41
Charles Arrowby deniz kıyısındaki evinde inzivaya çekilmiş ünlü bir tiyatrocudur. Bir yandan yazmaya karar verdiği kitap üzerinde çalışırken diğer yandan yeni hayatına ve yerleştiği küçük kasabaya alışmaya çalışmaktadır. Bir gün ilk aşkı, çocukluğundan gençliğine kadar tutkuyla bağlı olduğu fakat Charles’ı terk eden Hartley ile karşılaşır. İlk aşkına duyduğu tutku geri dönen Charles tekrar onunla birlikte olmak için çabalamaya başlar. Bu arada Londra’dan arkadaşları, eski sevgilileri ve kuzeni onu ziyaret eder. Hartley ve kocasının evlat edindiği Titus, bir şekilde Charles’ın hayatına girer. Bütün bu karakterler hem kahramanı daha iyi tanımamızı hem de içinde bulunduğu ruh halini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Arka arkaya gelişen olaylar ve alınan kararlar beklenmeyen üzücü sonuçlara yol açıyor. Charles’ın mücadelesi ve hayatındaki insanların onun yaşamını tam bir karmaşaya çevirmesi açısından tipik bir Iris Murdoch romanı. Deniz Deniz aşk, kıskançlık, korku, şiddet gibi öğeleri barındıran ve roman karakterleri yanında okuyucuyu da insana özgü zayıflıklarla yüzleştiren bir roman. Iris Murdoch diğer eserlerinde doğa olaylarını nasıl hissettirdiyse bu romanda da denizi yaşattı bana. Gel- gitleri, dalgaları, akıntıyı yaşadım ve anlattığı denizde yüzdüm sanki. Murdoch sevenlerin çok beğeneceği bir roman.
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
Puan vermedi
Her şeyi anlatmıştı deniz . İnsanların en kıyıları vardı .kıyılarına vuran hisleri ,beklenen, bekletilen ve sabreden sahilleri vardı . Göğü bir çocuğun kollarını uçsuz bucaksız açması gibi kucaklayan sevinçler vardı .yolunu kaybetmişlinkleri , sisle benzemiş ufukta aranan umutları , gözükmeyen ... Gözükmeyen , Ve en çok da susuşlari vardı ... Susmak , anlamaktan daha çok şey anlamakti çünkü . Yaslandığı bir ağaç gibi duran eskimişliği şehrin gönlünün alınmamışlığı , Küsmüşlüğu Çaresizce oraya buraya giden gemileri vardı . Herşeyi anlamıştı deniz . Hep vardı . Hep anlardı .
Şiir
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
Beğendi
·
2017 60. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2017 11:15
İlk Murdoch okumamı yazarın da ilk romanı olan Ağ ile yaklaşık 20 önce yapmıştım.Öyle sevmiştim ki kitabı, uzunca bir süre, dostlarıma Ağ kitabını hediye etmiştim.Onlar da tanısın istemiştim.Yıllar sonra, Deniz Deniz okuması, Iris Murdoch aşkımı depreştirdi.İrlanda doğumlu İris Murdoch, üretken bir yazar olmanın yanı sıra önemli bir felsefecidir.Iris Murdoch: "Gerçek hayatta fantastik olan ile sıradan olan, sade olan ile simgesel olan genellikle çözülmez biçimde iç içe geçmiştir.Bence en iyi romanlar da, hayatı bunları birbirinden koparmaksızın araştırıp gözler önüne serenlerdir." diyerek roman anlayışını ortaya koymuştur.Deniz Deniz, tiyatro yaşamını sonlandıran ünlü bir tiyatro adamının, roman ya da anılarını ( ne şekilde yazacağını kendisi de bilemiyor) yazmak amacıyla deniz kenarında inzivaya çekilmesi ile başlıyor.Ancak, inzivaya çekilmek pek mümkün olmuyor.Geride bıraktığı herkes birer birer Ferzan Özpetek filmlerindeki o kalabalık sofraları aratmayacak şekilde, kendi de aslında bir roman karakteri olan, deniz kıyısındaki o garip eve sızıyor.İşte burada Iris Murdoch'un zekâsının ürünü olan incelikli mizahını çok net hissediyorsunuz.Takıntılı bir aşkın peşinde sürüklenen roman ana karakterine, geçmişinde yer almış,hatta iç içe geçmiş aşk üçgenlerinin de eşlik etmesi, yaşanan karmaşa, hesaplaşmalar kara mizah düzeyini yükseltiyor.Bir insanın iyiliği için bile olsa, şiddet uygulamak doğru mu? En büyük derdi de bu aslında kitabın.Raslantısallık, mistizm ve gotik ögeler, varoluşçu felsefe, ironi, kısacası her şey var bu çok katmanlı kitapta.Deniz Deniz, 1978 Booker Ödülü'nü de kazanmış.Kesinlikle tavsiye ederim.️
Edebiyat
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma
8/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 22:07
Son on yıldır çok fazla roman okuyamıyorum. Belki doydum, belki de artık nitelikli okumayı yapmayı öğrendiğim için zamanımı boşa harcamak istemiyorumdur. Ruh halime iyi gelen, geçmişle hesaplaşmamı sağlayan, geleceğimi düşünmeme yardımcı olan ve kendimden bir şeyler bulabildiğim romanları okumayı seviyorum. Çok sevdiğim arkadaşım Ceren beni iyi tanıdığı için bu kitabı göndermiş. Sana bir sürprizim var, kendini göreceğin bir kitap gönderiyorum dedi sana. Gerçekten de öyle oldu. Charles Arrowby karakteri günün birinde, artık genç olmadığı ve hatalarından geri dönüşün olmadığı bir dönemde kariyeri bir kenara bırakıp inzivaya çekilir. "Fakat hayatımın asıl olayları geçmişte kaldı ve sükunet içinde hatırlamak dışında yapacak bir şey yok artık. Egoizmle geçmiş bir hayattan pişmanlık duymak mı? Tam olarak öyle değil ama onun gibi bir şey. Elbette tiyatronun hanımları ve beylerine asla böyle söylemedim; gülmekten ölürlerdi." Kendisini seven tüm kadınları mutlu ettiği kadar, acı çektiren biri. Ne istediğine bir türlü karar veremiyor. Mevsimlere bölünmüş olan ilgisiyle kadınlara bir dönem yazı, bir dönem kışı yaşatıyor. Kadınları sürekli baştan çıkartıyor, onlara kendini adamıyor, istediği zaman terk ediyor, istediği zaman geri çağırıyor. Nietzsche'nin dediği gibi: "Kişi nihayetinde kendi arzusunu sever, arzuladığı şeyi değil." Charles elde edinceye kadar kadınların peşinden koşuyor. Elde ettiğinde ise; büyü bozuluyor. İlk aşkı ve elde edemediği tek kadın yıllar sonra karşısında çıkınca inzivası bir maceraya dönüşüyor. Gerçekten tüm ömrü boyunca onu mu bekledi, o güne kadar mutlu olamadıysa ve sakin bir limana demirleyemediyse sebebi o muydu? Yoksa tıpkı önceki kadınlarda olduğu gibi sadece arzularının peşinden gitmek miydi amacı? Ben bu sorunun cevabını maalesef
Roman
Deniz DenizIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2016189 okunma

Yazar Hakkında

Iris MurdochYazar · 22 kitap
Murdoch, 15 Temmuz 1919'da İrlandalı bir annenin ve İngiliz bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Evin tek çocuğu olan Muroch, dokuz yaşından itibaren yazmaya yöneldi. 1932'de Bristol'de genç kızların gittiği Badmington College'a başladı. Burada gecen altı yılın ardından, klasik edebiyat okumak üzere Oxford'daki Sommerville College'a kaydoldu. Üniversite yıllarında pek çok önemli şair ve entelektüelle tanıştı. Franz Steiner ile uzun süreli bir aşk yaşadı. 1938'de Iris Murdoch Komünist Parti'ye girdi. Klasik Edebiyat diplomasını aldı ve 1940'lardan sonra Londra'ya yerleşip Ekonomi Bakanlığına çalıştı. Komünistlerin siyasi tutumlarından hayal kırıklığına uğrayarak partiden ayrıldı. II. Dünya savaşının sonlarında Birleşmiş Milletler'de çalıştı. Belçika ve Avusturya mülteci kamplarında görev aldı. Bu görev için Avrupa'da yer aldığı sıralar Sartre ve Simone de Beauvoir ile tanıştı. Bu tanışma genel olarak felsefeye özel olarak da varoluşçuluğa yönelmesini etkiledi. Cambridge'de Wittgenstein'ın görev yaptığı Nevnham Üniversitesi'nde dersler alarak felsefe doktorasını aldı. 1948'de Oxford'da St.Anne College'da felsefe profesörü olarak göreve başladı ve 1963'e kadar burada çalıştı. Elias Cannetti'yle yakın ilişkisi oldu. 1954'te ilk romanını (Under the Net) yayınladı. 1956 yılında ise ölene kadar hiç ayrılmayacağı eleştirmen ve Oxford Üniversitesi İngilizce profesörü olan John Bayley ile evlendi. Çocukları olmadı. 70'li yıllardan itibaren felsefe yazıları yazmaya da yöneldi. 1996 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan unutkanlıklarıyla birlikte hastalığı belirginleşti. 1997'de Bayley, karısının alzheimer hastası olduğunu açıkladı. Binlerce okuru ve hayran kitlesi olan yazar Murdoch kendi kitaplarının adını dahi hatırlayamıyordu. Kendi durumunun farkında olan ve bunu "çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak" şeklinde tanımlayan Murdoch, 8 Şubat 1999'da Oxford'da alzheimer hastalığından dolayı öldü. Romanları Iris Murdoch ilk romanı Under the Net'ten (Türkçesi Ağ) itibaren edebiyat dünyasında dikkat çekti ve büyük bir hayran kitlesine sahip oldu. İçinde psikolojik temaların yer aldığı bir dedektif romanı olan bu ilk kitabında, aynı zamanda sonraki bütün romanlarında da görülecek olan varoluşçu felsefenin izleri belirgin olarak görülür. Romanın kahramanı Jack Donague bir tür Sartrecı kahraman olarak ortaya çıkmıştır. A Severed Head (Kesik Bir Baş) romanında ise Carl Gustav Jung'un psikanalitik teorisinin temeli olan arketipler teorisini kullandı ve çok etkili oldu. Bu kitap daha sonra tiyatro oyunu olarak sahnelendi. "Çan", "Kara Prens", "Deniz, Deniz" gibi kitaplarıyla Murdoch her zaman büyük bir ilgiyle karşılandı, birçok kez ödüllendirildi. 1978'de kendisine Booker Ödülü verildi. 60'lı yıllardan itibaren hemen her yıl bir kitap üreten Murdoch zamanının en üretken yazarları arasında sayıldı, ancak Murdoch'un romanlarında çok yazan ve çok okunan bir yazar olmanın ötesinde onu 20. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden biri haline getiren bir nitelik de her zaman kabul edildi. Murdoch, genel olarak romanlarında popüler polisiye ve gerilim roman teknikleriyle felsefi/kuramsal sorunları ortaya koyan bir yol izledi denilebilir. Onun roman kahramanları çoğunluk varoluşçu felsefecilerin ürettiği kahramanlara benzer, varoluşuyla ve yaşamıyla uyumsuz, sanatçı ya da sanatçı ruhlu, başarısız, hem kendileriyle hem de çevrelerindeki insanlarla sorunlu kişileri anlatır. Bu kişiler karamsar, umutsuz, ikilemler içinde yol bulmakta tereddütlü, şaşkın, yanılgı içerisinde, yalnız ve tedirgin kişilerdir. Bu kişiler her zaman bir ağa yakalanmış, bir çemberin içine alınmış, kuşatılmış gibidirler. Bunların çoğu zaman modern bireyin bazı açmazlarını sergilediği söylenebilir. Hemen her kitabında Murdoch psikolojik gerilim ögesini ya da psikolojik diğer ögeleri kullanır. Bunun yanı sıra yaşam-sanat, cinsellik-aşk, aşk-özgürlük, din, evlilik, platonik-erotik aşk, yalnızlık, rastlantısallık, öteki insanlarla ilişkiler gibi meseleler sürekli olarak olayların akışı içerisinde değerlendirilir. Edebiyat Murdoch'a göre etik meselelerin ve insansal ilişkilerin karmaşasını değerlendirmek bakımından daha elverişli bir alandır. Murdoch'un romanlarında bu temalara bağlı olarak umutsuzluk ve ironi derinden işleyen temalar olarak sürekli kendisini hissettirir. Zaman zaman kara mizah örnekleri ortaya çıkar. Romanın kurgusal yapısı üzerinde ya da dil üzerinde oyunlara girişmez Murdoch, ancak kurgusal şaşırtmacalarla ve belirsizliği çok iyi kullanmasıyla sürekli okurun dikkatini uyanık tutar, olayların gelişimini merak ettirir, her seferinde okuru kendi kurguladığı sonuçların çok ötesinde sonuçlara götürür. Felsefi çalışmaları Murdoch teorik ve felsefi metinlerde kaleme almıştır; meslekten bir felsefeci olarak bu alandaki çalışmalarında da önemli bir yazar olduğunu gösterir. İlk teorik yapıtı sayılan Sartre, Yazarlığı ve Felsefesi onun Sartre üzerine eleştirel bir değerlendirmesini sunar. Varoluşçuluk Murdoch için önemli olmuş bir felsefe yönelimidir. Edebiyatı, yaşamın ve ahlaki sorunların değerlendirilmesinde daha verimli bir alan olarak düşündüğü için kullanan Murdoch, bu alanda felsefi/etik/estetik sorunları irdeler. Bununla birlikte ayrıca felsefe metinleri kaleme almış ve bunlarla bazı konulara açıklık getirmeye çalışmıştır. Varoluşçu felsefenin yanı sıra dil, gerçeklik, yanılsama vb konularda ilgi alanı içinde yer alır ve onun edebi metinlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak işlenir. Ateş ve Güneş adlı çalışması, Platon'un sanat üzerine düşüncelerinin değerlendirilmesi olduğu gibi, Murdoch'un kendi sanat anlayışını da sunduğu bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Platon'un, Murdoch'a göre, sanatçıları sevmemesinin nedeni, sanatçıların akıllarını tehlikeli bir şekilde kullanmaları ve yaratıcılıklarını akıldışı şekilde ortaya koymalarıydı. Biz zaten gölgeler dünyasında yaşıyorduk ve bu gölgelerin yeniden gölgelere dönüştürülmesi, Tanrı'ya meydan okumak olacaktır. Şairler, yazarlar, ressamlar vs.nin varlığı, Tanrı'nın varlığına tehdit oluşturur. Bu nedenle Platon sanatçıları felsefe ülkesinden dışlamıştır. Murdoch etik sorunsalın yanı sıra estetik sorunsala ilişkinde değerlendirmelerini geliştirir; Platon değerlendirmesinde sanat ile gerçek arasındaki ilişki bağlamında değerlendirmeler üretir. Kant, Kierkegaard, Wittgenstein gibi filozoflardan hareketle sanatın yerini belirlemeye çalışır ve Platoncu teze karşı çıkar.