Nuray Önoğlu

Nuray Önoğlu

DerleyenÇevirmen
7.9/10
144 Kişi
·
361
Okunma
·
2
Beğeni
·
264
Gösterim
542 syf.
·Puan vermedi
Kitabın konusunun, yaşanmış bir olaydan alınmış olması beni cezbetmişti. Lucie Blacakman'nın ve katilinin esrarengiz hayatını anlatıyor. Bu kitabı okurken kızın ailesinden herhangi birinin yerinde olmanın ne kadar acı verici bir durum olacağini dusunerek o durumu hissederek okumuştum. Filme çevrilmesi gereken kitaplardan biri bence.
184 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Modern dünyanın en önemli paradigmalarından biri olan İnovasyon konusunun girişimcilik alanında nasıl uygulanması gerektiğini uygulamalı örnekler üzerinden anlatan çok akıcı ve öğretici bir kaynak eser. Tina Seelig
280 syf.
Soma 'da hayatını kaybeden 301 madenci kardeşim.

Şili de ise
33 Adam,
69 Gün,
688 metre yerin altından bi kurtuluş hikayesi.

Yazılacak çok şey var ama..!

Kitabı okudukça bizde ki madenleri yönetenlere lanet okudum.

VE ŞUNU Bİ KEZ DAHA ANLADIM BU ÜLKEDE EN UCUZ ŞEY "İNSAN CANI"...!

Bi yanda yerin 700 metre altında can kurtaran Şili, diğer yanda Şili'de ki kazadan sadece bir yıl sonra 2011 tarihinde Elbistan - Afşin Termik Santralinde göçük altında kalan 9 İşçinin naaşına ulaşamayan bizler...!

Hadi yaşatmaktan acizsin bari en azından o cansız bedenleri bul ki, bi dikili mezar taşları olsun..!

Soma, Ermenek ve daha nice yerlerde can verenlerim ruhları şad olsun.

Ölümlü iş kazaları oranında Avrupa'nın bir numarası, Dünya'nın sayılı ülkelerinden biri olmamıza katkı sağlayanlara da Selam (!!!!!) olsun.
280 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
5 Ağustos 2010… Biraz hafızalarınızı zorlarsanız tüm dünyanın gözünün kulağının tek bir yerde olduğunu hatırlayacaksınız belki de. Güney Amerika’nın maden yönünden zengin ülkesi Şili’den bu tarihte korkunç bir haber gelmişti. Başkent Santiago’ya 800 km uzaklıktaki San José maden ocağında 33 madenci göçük altında kalmıştı. Bu haber bir anda tüm dünyanın gözünün bu maden ocağına çevrilmesine neden olmuştu. Hatırlıyorum o dönem haber kanalları gelişmeleri sürekli son dakika haberleri ile yayına veriyorlardı.

Tam tamına 69 gün mahsur kaldıkları madenden çıkarıldıkları gün bütün haber kanalları canlı bağlantılarla bizlere o muhteşem anı heyecanla yaşatmışlardı.
Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/arastirma/33-madenci/
512 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
" Mourdoch mükemmel bir insanın başarabileceklerinin ötesindeymişçesine kusurluluk yahut kusurlu olabilme yeteneği üzerinde çalıştı"

Içinde bir dizi teatral mitler içeren bu kitap aynı zamanda insanın yaradılışından gelen kimi kötü duyguları ve hisleri içerir. Charles Arrowby iyi bir tiyatro oyuncusu, oyun yazarı ve yönetmendir. Çocukluğundan beri kuzeni James'e duyduğu kıskançlık, son demlerine kadar sürer. Arrowby 'nin otobiyografik romanı olan bu kitapta en bariz his nefret ve kıskançlıktır. Lüks, zenginlik, popülerlik, ünlülükten kurtulabilmek için gözlerden ve şehirlerden uzak bir sahil kasabasına, oranın da merkezine uzak deniz kenarında bir eve taşınır. Ömrü boyunca hiç unutamadığı ilk aşkı Hartley' den bi haber geldiği kasabada tekrar onu görmesi ile çocukluk anıları depreşir v e kendini olmayacak şeyler yaparken bulur. Çünkü Hartley evli ve zorba bir adamla yaşamaktadır. İşi onun zorla alıkoymaya kadar vardırır. Bu esnada evlat edindikleri Titus 'ta çıkagelir. İşler ıyice karışmıştır artık.

Kuzen James'in varlığı kendisini her zaman rahatsız eden Arrowby, James'in ölümü ile bütün kötü hislerin farkına varır. Egoist, kıskanç ve benmerkezci olduğunu kabullenir.
Kitap çok daha kapsamlı ancak okuyacak kişiler için çok fazla içerik paylaşmak doğru olmaz diye düşündüm.

Çok zengin bir üslup ve içeriğe sahip olduğunu belirtmeliyim. Konusu itibariyle pembe dizi havası yaratsa da aslında oldukça edebi bir dili var. Kitap kimi yerlerinde ağır akan, kimi yerlerinde ise nasıl geçtiği anlaşılamayacak kadar akıcı. Ağır okuyuculara tavsiye edebileceğim bir kitap. Bazen Ahmet Hamdi Tanpınar' ı bazen de Henry James' i andırıyor diyebilirim. Kesinlikle kaliteli ve zevkli bir kitap.
296 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Ben çok severek okumuştum. Sağlıklı yaşamanın nasıl mümkün olduğunu anlatıyor. Kitabın bir bölümünde; aslında sütün içinde bulunan kazein maddesinin zararlı olduğunu söylüyor. Bu madde sadece toynak ve boynuzların uzamasına yarar sağlıyormuş; insanlarda ise eklem yerlerindeki sıvılara yerleşip hastalandığımızda mikropların bu sıvılara yapışmasına neden oluyormuş. O yüzdendir ki hastalandığımızda eklemlerimiz de ağrı hissi olurmuş. Kitapta en çok dikkatimi çeken bu bölümdü. İnsanoğlu dışında hiçbir canlının anne sütünden sonra süt içmediğini vurguluyor. Kedileri biz alıştırdık diyor. Baktığınızda kedilere süt verildiğinde hassas bağırsakları zarar görür ve ishal olurlar. Ben biyolog bir arkadaşa bu bilgiyi sordum. Mantıklı gelmediğini bilimsel bir dille açıklamıştı. Fakat kitabın hala okumaya değer olduğunu düşünüyorum. Belki sağlıklı yaşam adına okuduğum ilk ve tek kitaptır.
480 syf.
·9/10 puan
Ne kitaptı ama!
Sürdürdüğümüz zaman ile paralel hatayı kabul etmeme eşiği de artıyor ve bunu yüzümüze vuran etkileyici bir çalışma,yoğun kaynakçan ile seni başucu ilan ediyorum.
“Ben bir hata yaptım özür dilerim”
328 syf.
·3 günde·10/10 puan
Kitap bildiğiniz ya da genel anlamda bilinen Subliminal mesaj, gömülü mesaj ya da birine farkında olmadan bir şeyi satın aldırmak ya da karar aldırmak üzerine bir kitap değil. Tamamen beynimizin ve algımızın bilinçdışı nasıl çalıştığı, nasıl karar aldığı ya da kararlarımızı nasıl algıladığı ile ilgili. Bu bakımdan oldukça bilimsel ve tutarlı bir kitap. bugüne kadar biraz hipnoz ya da büyücülük gibi aldı doldurulan subliminal tanımına bilimsel bir açıklama getiriyor. Social Neuroscience (sosyal sinirbilim) adı altında sosyal kararlarımızı, etkileşimlerimizi inceliyor. Bu bakımdan oldukça keyifli ve doyurucu bir kitap. Görünmez Goril ve Nasıl Öğreniriz kitaplarıyla ortak bir çok örneği var. Dikkatimizin nasıl çalıştığı, hafıza ve hatırlamanın, anıların nasıl geri çağrıldığı ve kendimize olan içgörümüzün nasıl hatalı olabileceğini, başka insanları, grup ve toplulukları yargılarken aslında farkında olmadığımız bir çok bilinçaltı göstergeden etkilendiğimizi (ve bunu inkar ettiğimizi de) örneklerle anlatıyor.
512 syf.
·26 günde·Beğendi·Puan vermedi
İlk Murdoch okumamı yazarın da ilk romanı olan Ağ ile yaklaşık 20 önce yapmıştım.Öyle sevmiştim ki kitabı, uzunca bir süre, dostlarıma Ağ kitabını hediye etmiştim.Onlar da tanısın istemiştim.Yıllar sonra, Deniz Deniz okuması, Iris Murdoch aşkımı depreştirdi.İrlanda doğumlu İris Murdoch, üretken bir yazar olmanın yanı sıra önemli bir felsefecidir.Iris Murdoch: "Gerçek hayatta fantastik olan ile sıradan olan, sade olan ile simgesel olan genellikle çözülmez biçimde iç içe geçmiştir.Bence en iyi romanlar da, hayatı bunları birbirinden koparmaksızın araştırıp gözler önüne serenlerdir." diyerek roman anlayışını ortaya koymuştur.Deniz Deniz, tiyatro yaşamını sonlandıran ünlü bir tiyatro adamının, roman ya da anılarını ( ne şekilde yazacağını kendisi de bilemiyor) yazmak amacıyla deniz kenarında inzivaya çekilmesi ile başlıyor.Ancak, inzivaya çekilmek pek mümkün olmuyor.Geride bıraktığı herkes birer birer Ferzan Özpetek filmlerindeki o kalabalık sofraları aratmayacak şekilde, kendi de aslında bir roman karakteri olan, deniz kıyısındaki o garip eve sızıyor.İşte burada Iris Murdoch'un zekâsının ürünü olan incelikli mizahını çok net hissediyorsunuz.Takıntılı bir aşkın peşinde sürüklenen roman ana karakterine, geçmişinde yer almış,hatta iç içe geçmiş aşk üçgenlerinin de eşlik etmesi, yaşanan karmaşa, hesaplaşmalar kara mizah düzeyini yükseltiyor.Bir insanın iyiliği için bile olsa, şiddet uygulamak doğru mu? En büyük derdi de bu aslında kitabın.Raslantısallık, mistizm ve gotik ögeler, varoluşçu felsefe, ironi, kısacası her şey var bu çok katmanlı kitapta.Deniz Deniz, 1978 Booker Ödülü'nü de kazanmış.Kesinlikle tavsiye ederim.️
480 syf.
·2 günde
İyi Hemşire gerçek bir hayat hikayesi alınarak biyografi tarzında yazılmış bir kitap. Hastaları verdiği ilaçlarla öldüren bir hemşirenin yaptıkları gerçeklere bağlı kalınarak anlatılıyor. Başlangıç itibariyle ilginç olsa da , çok uzun ayrıntılar , tıbbi terimler , polisiye işlemlerin süreci vb. kitabı okunması zor hale getirmiş. Yarısına kadar dayandıktan sonra tekrar eden sürece kitabı bitirmiş olmak için katlanıyorsunuz bana göre. Keşke böyle bir olay kurgu haline dönüştürülüp kitaplaştırılsaymış gerçekten daha başarılı olurmuş kesinlikle.
Edebi bir yönü olmayan , gazeteci anlatımı tarzında olayların akışı şeklinde oluşturulmuş bu kitabı okuyun diyebilir miyim bilemedim ...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 361 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 546 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.