Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 37 dk.
Sayfa Sayısı:
304
Basım Tarihi:
Kasım 2020
İlk Yayın Tarihi:
1954
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Orijinal Adı:
Under The Net
ISBN:
9789755390499
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·287 syf.··
2021 26. kitabı
Ağ, yazar Iris Murdoch’ın ilk romanı, benim de yazarla tanışma kitabım oldu. Ağ, hayatını daha çok çeviriler yaparak kazanan bir yazarın, kaldığı evden kovulmasıyla başlıyor. Kahramanımızın yolu kendine kalacak yer ararken bir dizi eğlenceli ve merak uyandırıcı tesadüf sonucu eski sevgilileri ve arkadaşlarıyla kesişiyor. Oldukça akıcı, sürükleyici, basit ama edebi açıdan doyurucu, çok güzel cümleleri barındıran bir eser. Fakat salt edebi bir eser olarak ele almamak lazım Ağ’ı. Murdoch’un felsefeci-yazar olduğu gerçeği oldukça ön planda eserde. Eserin son derece yoğun döşenmiş bir felsefi zemini var ki felsefeyle çok ilgili olmayan okurun her şeyi yakalaması pek mümkün değil. Zaten yazarın felsefi açıdan en önemli eseri kabul ediliyor pek çok akademisyen tarafından. Kitabı okuduktan sonra biraz araştırma yapmak gerekiyor. Fakat hepsini yakalamak da kitaptan keyif alabilmek için kesinlikle şart değil. Kitabı sevmemin en önemli nedeni de bu. İster dümdüz okuyun, ister Murdoch’ın kurguya büyük üstalıkla yedirdiği felsefi kaygılarını çöze çöze ilerleyin, çok zevk alarak okunan bir kitap Ağ. Murdoch, Sartre’dan Kant’a, Platon’dan Wittgenstein’a selam gönderirken, gerçekliği ve dilin ve algımızın gerçekliği kavramamıza etkisini sorguluyor. Dünyayı ve gerçekliği kendimizden bağımsız, objektif bir şekilde algılayabilir miyiz, insanları ve onlarla ilişkilerimizi tarafsız yorumlayabilir miyiz yoksa gerçekliği, dünyayı, insanları ve ilişkilerimizi bizde yansıdığı kadarıyla algılayıp, bu yansımaları mı gerçek kabul ederiz, bunlara cevap arıyor Murdoch. Her insanın kendi algısı ve dilinin ördüğü ağın altında gerçeği algılamak için uğraştığını, dolayısıyla gerçeğin hepimizde başka başka olduğunu,
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2025 27. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 18:21
Iris MurdochIris Murdoch felsefeci, oyun ve senaryo yazarı,şair ve romancı. Bu karışımlar bir araya gelince karışık ama güzel bir roman oluşturmuş. Baş karakter Jake, roman çevirmeni. Ama bu adam hiçbir işte tutunamamış ,herşeyi yarım bırakan, günü birlik yaşayan biri. Sevgilisinin evinde beleş yaşarken, onu terketmesi üzerine eski kız arkadaşından medet umarak kalacak yer aramaya başlar. Bu arayış onun geçmişi ve şu an yaşadığı olayları felsefi açıdan sorgulamasına neden olur. Jake 'in onu etkileyen iki önemli arkadaşı var; birincisi Dave;her zaman başı derde girdiğinde ona koşuyor. Dave,felsefe öğretmeni.Erdemli ,düzenli ve Jake'e her koşulda yardım ediyor. Tabi her ne kadar dinlemesede yol gösteriyor. İkinci arkadaşı ise Hugo, aslında kaybedilmiş bir arkadaşlık. Jake'in yatacak yer bulamadığı bir dönemde kobay olarak kendini nezle tedavisi merkezine kabul ettirdiği yerde oda arkadaşı olurlar. Günlerce felsefe üzerine sohbet ediyorlar. Jake o konuşmaları Hugo'dan habersiz kitap haline getiriyor. Ama kitap hiç beğenilmiyor. Yıllarca bunun pişmanlığını yaşıyor. Hayatıyla yüzleşmeye de Hugo'dan başlıyor. Onu bulmayı ve konuşmayı, kafasındaki soruların yanıtlarını öğrenmek istiyor. Tabi romanda o kadar çok olay var ki. İlginç olan kısmı bütün karakterler hayatlarının bir evresinde birbirinine denk geliyorlar. Bütün olaylar bir "AĞ"gibi birbirine bağlı. Yazar, "felsefe ciddi bir iştir"der. "Edebiyat ise eğlencedir. Ama felsefeyi insanlara edebiyat yoluyla ulaştırabiliriz". Bu kitap bunun en güzel örneği. Hepimizin kafası doğru zannettiğimiz ,belki yaşam şeklimizden doğan ağlarla dolu. Bundan kurtulmak mümkün mü? Belki de bunun cevabını bulabilirsiniz bu kitapta.Keyifli okumalar
Edebiyat
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
#1001kitap~~~
9/10
·302 syf.··
2021 233. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2021 19:17
Asıl adı Jean Iris Murdoch, İrlandalı filozof yazardır. 20. yüzyılın en zeki ve üretken yazarları arasında sayılan Iris Murdoch Komünist Parti'ye girdi ve klasik Edebiyat diplomasını aldı ve 1940'lardan sonra Londra'ya yerleşip Ekonomi Bakanlığına çalıştı. Komünistlerin siyasi tutumlarından hayal kırıklığına uğrayarak partiden ayrıldı. II. Dünya savaşının sonlarında Birleşmiş Milletler'de çalıştı. Belçika ve Avusturya mülteci kamplarında görev aldı. Bu görev için Avrupa'da yer aldığı sıralar Sartreve Simone de Beauvoir ile tanıştı. Bu tanışma genel olarak felsefeye özel olarak da varoluşculuğa yönelmesini etkiledi. Cambridge'de Wittgenstein'ın görev yaptığı Nevnham Üniversitesi'nde dersler alarak felsefe doktorasını aldı. 1948'de Oxford'da St.Anne College'da felsefe profesörü olarak göreve başladı ve 1963'e kadar burada çalıştı. Elias Cannetti'yle yakın ilişkisi oldu. 1954'te ilk romanını (Under the Net) yayınladı. 1956 yılında ise ölene kadar hiç ayrılmayacağı eleştirmen ve Oxford Üniversitesi İngilizce profesörü olan John Bayley ile evlendi. 70'li yıllardan itibaren felsefe yazıları yazmaya da yöneldi. 1996 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan unutkanlıklarıyla 1likte hastalığı belirginleşti ve yazarın alzheimer hastası olduğu açıkladı. Binlerce okuru ve hayran kitlesi olan yazar, kendi kitaplarının adını dahi hatırlayamıyordu. Kendi durumunun farkında olan ve bunu "çok kötü, sessiz ve karanlık 1yerde olmak" ( şu kısım beni çok etkiledi yazarı ve yazdıklarını düşününce) şeklinde tanımlayan Murdoch, alzheimer hastalığından dolayı öldü... Sert 1uslubu olan Murdoch tan okuduğum 3.kitap olan ~Ağ~ yazarı tanımak adına en uygun kitap ki çoğunlukla da bu şekilde düşünülüyor, diğer okuduğum 2kitabinda okurken çok zorlanmış olabilirim ilki anlatım açısından beni
Edebiyat
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
ÇIKIŞ YOLU ARANIYOR;
9/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2024 102. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2024 11:01
Sevmek duygu değildir diyorum.Sınanabilir.Sevmek bir eylemdir sessizliktir.Katılıyor musunuz bana sayın okurlar... Hikaye mi benim ağzımdan dinlemeye var mısınız? Sevmek gibi öğretilmiş bir duygu hakkında böyle düşünen bir adam nasıl bir kafa yapısına sahiptir diye kafanızda bir soru işareti oluşmuş olabilir.O işaretini kafanızdan kaldırmaya geldim. Yalnızlık bana göre hiç değil. Cafe de bir bardak kahve içmek için orada oturmak bile benim bu dünyada varolduğumun kanıtır.Sayın Murdoch 1954 yılında beni vücut haline getirmiş ve ilk kitabında yer vermiş bana, ne iyi etmiş ardı arkası kesilmeyen başarıların mimarisi olmuşum yani.Beni okurken örümcek ağına sarılmış ve çıkış yolu aramaya çalışan bir birey nasıl olursa ben de öyleyim işte.Tesadüfler zinciri gibi bir hayatım var benim. Benim hayatımı okurken bolca derin felsefe hissedeceğinizi düşünüyorum.Varoluşculuğu ve komünist kavramlarını arkadaşlarım üzerinde okurken hikayenin sonunu da merak edeceğiniz kesin. Herkesin dikkatini çekecek içine girebileceği ve seveceği bir hikaye değil benimkisi.Seven çok sever ve yazarın diğer kitaplarını da okumak ister.Sevmeyen de hiç sevmez yazarın hiç bir kitabını bir daha eline almaz.Arası deresi yok yani. Tavsiyem felsefe alt metin mesajlar barındıran hikayeler okumayı seviyorsanız bu hikaye tam size göre. Sevgiler.
1000Kitap
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
7/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
Az görüntülenmiş, az okunmuş, maalesef yine kıyıda köşede kalmış, değeri keşfedilememiş güzel bir eser daha.... İrlandalı yazar ve filozof İrish Murdoch'ın ilk eseri olan Ağ, yazarın en iyi kitaplarından biri olarak gösteriliyor. Hayatını ucuz roman çevirilerinden kazanan bir yazarın hayatı, başından geçenler ve iç heseplaşmaları sade bir dille anlatılıyor kitapta. Roman oldukça akıcı ve tesadüfi olayları eğlenceli bir şekilde ele alan kurgusu da bence başarılı. Az sayıdaki sayfaya o kadar çok olay sığdırmış ki yazar, etkilenmemek mümkün değil. Edebi dil orta karar, orjinallik 5 yıldız, yazı boyutu, küçüklüğü ile sınıfta kalır. Kitap fuarında tavsiye üzerine, çokta incelemeden aldığım bir romandı. Bu şekilde incelemediğim ve yazarını bilmeden aldığım çooook kitabı okumayı yarıda bıraktığım olmuştur. Ancak Ağ onlardan olmadı. Anlatım şekli olarak Heinrich Böll'ün “Ve O Hiçbir Şey Demedi” adlı romanına benzettim biraz. Roman, gerçeğe yakın bir yaşantı anlatımı şeklinde kurgulanmış. Konusunu birisine anlatmaya çalıştığınızda anlatacak pey birşey bulamayacaksınız, belki çok ilgi çekmeyecektir (sonradan anlatılmaya çalışılan Cem Yılmaz esprileri gibi:)), ancak okumaya başladığınızda devamı geliyor. Ben belirli bir düzeyde keyif alarak, sıkılmadan okuduğumu söyleyebilirim. Neden okunmalı; İrlanda edebiyatıyla tanışma fırsatı yarattığı için, filizof olduğu halde felsefe yapmadan hoş, sade anlatımlı, eğlenceli, orjinal bir macera olması sebebiyle, bir de ben tavsiye ettiğim için:)) Keyifli okumalar dilerim.
Sinema
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
9/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2021 00:00
Murdoch'ın ilk eseri olan ağ kitabında kitap çevirileri yaparak geçimini sağlayan kahramanımızın başından geçen maceraları okuyoruz. Kitap sürükleyici ve aşırı tesadüflere yer veren bir olay örgüsüne sahip, ancak ağ kitabını güzel yapan salt kurgusu değil. Yazarın aslında bir felsefeci olduğunu bilerek okuduğunuzda kitap anlatılan kurgudan daha derin bir anlam taşıyor. Murdoch'ın Satre felsefesini benimsediğini düşünürsek, ağ kitabında ve diğer kitaplarında genel olarak modern toplumun bunalmış, mutluluk ve benlik arayışındaki insanının hikayesini fantastik bir olay örgüsü ile anlattığını görüyoruz. Iris Murdoch, insanı düşünmeye zorlayan, anlatmak istediklerini basit bir dille satır aralarına sıkıştıran müthiş bir kadın. Tüm dünyanın 21. yüzyılın en önemli yazarları arasında saydığı Murdoch'ın ne yazık ki az sayıda eseri dilimize çevrilmiş. Yazım dili itibariyle zorlamadığı için çevirisi olmayan kitaplarına orjinal dilinde devam edeceğim. Ayrıca kitabın felsefi yönü ile ilgilenenler için youtube'da bulduğum Daniel Bonevac'ın Texas Üniversitesi'nde vermiş olduğu ders kaydının linkini aşağıya ekliyorum. Keyifli okumalar. Daniel Bonevac, Under the Net: youtu.be/twxw8HaYTFs
Edebiyat
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
Puan vermedi·287 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2021 23:17
Ağ, İris Murdoch’ın ilk romanı benim de kendisiyle 1993 yılında ilk tanıştığım kitabıydı.Çok uzun yıllar etrafımdaki herkese önerdim, hediye ettim. Zaman içinde okuma deneyimimden ( kitabın konusunu unuttum) aklımda kalan, okurken çok gülüp, eğlendiğimdi. Yıllar sonra tekrar okuduğumda o ilk okuma zevkini yaşayamasam da severek okudum.İnsan bazı kitapları tekrar okurken, geçmişteki kendisinden de çok şey buluyor. Jake, ucuz romanlar çevirerek hayatını kazanır.Arkadaşıyla yaptığı sohbetlerden yola çıkarak başarısız bir kitap da yazmıştır.Arkadaşından habersiz, sohbetlerini kitabına taşıdığı için ihanet etmiş gibi hisseder kendini.Arkadaşından uzaklaşır.Biz bunu romanın akışında öğreniyoruz. Geçmişte hayatına giren sevgilileri ve dostlarıyla yolları tekrar kesiştiğinde, pek çok şeyi yanlış anladığını keşfeder ve kendisiyle yüzleşir. Mizahi gücü yüksek, anlatımı renkli Ağ, İris Murdoch’ın kalemiyle tanışmak için ideal bir kitap.
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
10/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2020 66. kitabı
Iris Murdoch 'un okuduğum ilk kitabıydı. Severek okuduğumu söyleyebilirim. Öğrendim ki aynı zamanda bu kitap; ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesinde olan kitaplardan biriymiş. Felsefi tarafı yer yer ağır basan, akıcı bir kitaptı. Keyifli bir okuma deneyimiydi. Tavsiye ederim.
Edebiyat
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
9/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 23:07
Jake Donaghue hayatını çeviri yaparak kazanan bir yazardır. Paris dönüşü geldiği Londra’da evsiz kaldığını öğrenip arayış içine girer. Bu arada geçmişinden kişilerle karşılaşmaya başlar. Arkadaşları, eski sevgilileri bir bir yoluna çıkmaya başlayınca, geçmişinde yaşadıklarını hatırlar. Jake geçmişiyle ve kendisiyle hesaplaşması sırasında aslında yaşananların diğer insanlarda farklı düşünceler ortaya çıkardığını, kendisinin bir çok şeyi yanlış anlamış olduğunu fark eder. Ağ, Iris Murdoch’ın ilk ve eleştirmenlere göre de en iyi romanı. Yazarın sonrasında bu romandaki seviyeye ulaşamadığı iddia edilir. Felsefeci kimliğini de kitaba yansıtmış ve birçok felsefi konuyu sürükleyici ve mizahi bir olay örgüsüyle anlatmış.
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma
Puan vermedi·287 syf.··
Beğendi
·
2021 138. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2021 00:55
Cok değişik bir metindi.Yazarın ilk ve en sevilen eseri.Benim ise okuduğum ilk eseri.Çeviri yaparak geçinen bir yazarın kaldığı evden atılması ile başlayarak kendisiyle hesaplaşması üzerine kurulmuş eser.Jake geçmişi, arkadaşları, sevgilileri ve yaşantısı ile hesaplaşırken onun çevresine ördüğü ağları,yanlış algıladığı olayları,Jake'in varoluşsal buhranlarını okuyucunun gözlerinin önüne seriyor eser.Rastlantıların çokluğu da dikkatimi çekti.Eserin dili mizahi ve akıcı idi.Felsefi birçok temayı icinde barındıran eseri okurken felsefi altyapım zayıf olduğu halde hiç zorluk çekmedim.Kurguysa sürükleyici.Karakterler özgündü.İlginç ve güzel bir kitap,yazarı okumaya devam edeceğim.
Iris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2020355 okunma

Yazar Hakkında

Iris MurdochYazar · 22 kitap
Murdoch, 15 Temmuz 1919'da İrlandalı bir annenin ve İngiliz bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Evin tek çocuğu olan Muroch, dokuz yaşından itibaren yazmaya yöneldi. 1932'de Bristol'de genç kızların gittiği Badmington College'a başladı. Burada gecen altı yılın ardından, klasik edebiyat okumak üzere Oxford'daki Sommerville College'a kaydoldu. Üniversite yıllarında pek çok önemli şair ve entelektüelle tanıştı. Franz Steiner ile uzun süreli bir aşk yaşadı. 1938'de Iris Murdoch Komünist Parti'ye girdi. Klasik Edebiyat diplomasını aldı ve 1940'lardan sonra Londra'ya yerleşip Ekonomi Bakanlığına çalıştı. Komünistlerin siyasi tutumlarından hayal kırıklığına uğrayarak partiden ayrıldı. II. Dünya savaşının sonlarında Birleşmiş Milletler'de çalıştı. Belçika ve Avusturya mülteci kamplarında görev aldı. Bu görev için Avrupa'da yer aldığı sıralar Sartre ve Simone de Beauvoir ile tanıştı. Bu tanışma genel olarak felsefeye özel olarak da varoluşçuluğa yönelmesini etkiledi. Cambridge'de Wittgenstein'ın görev yaptığı Nevnham Üniversitesi'nde dersler alarak felsefe doktorasını aldı. 1948'de Oxford'da St.Anne College'da felsefe profesörü olarak göreve başladı ve 1963'e kadar burada çalıştı. Elias Cannetti'yle yakın ilişkisi oldu. 1954'te ilk romanını (Under the Net) yayınladı. 1956 yılında ise ölene kadar hiç ayrılmayacağı eleştirmen ve Oxford Üniversitesi İngilizce profesörü olan John Bayley ile evlendi. Çocukları olmadı. 70'li yıllardan itibaren felsefe yazıları yazmaya da yöneldi. 1996 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan unutkanlıklarıyla birlikte hastalığı belirginleşti. 1997'de Bayley, karısının alzheimer hastası olduğunu açıkladı. Binlerce okuru ve hayran kitlesi olan yazar Murdoch kendi kitaplarının adını dahi hatırlayamıyordu. Kendi durumunun farkında olan ve bunu "çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak" şeklinde tanımlayan Murdoch, 8 Şubat 1999'da Oxford'da alzheimer hastalığından dolayı öldü. Romanları Iris Murdoch ilk romanı Under the Net'ten (Türkçesi Ağ) itibaren edebiyat dünyasında dikkat çekti ve büyük bir hayran kitlesine sahip oldu. İçinde psikolojik temaların yer aldığı bir dedektif romanı olan bu ilk kitabında, aynı zamanda sonraki bütün romanlarında da görülecek olan varoluşçu felsefenin izleri belirgin olarak görülür. Romanın kahramanı Jack Donague bir tür Sartrecı kahraman olarak ortaya çıkmıştır. A Severed Head (Kesik Bir Baş) romanında ise Carl Gustav Jung'un psikanalitik teorisinin temeli olan arketipler teorisini kullandı ve çok etkili oldu. Bu kitap daha sonra tiyatro oyunu olarak sahnelendi. "Çan", "Kara Prens", "Deniz, Deniz" gibi kitaplarıyla Murdoch her zaman büyük bir ilgiyle karşılandı, birçok kez ödüllendirildi. 1978'de kendisine Booker Ödülü verildi. 60'lı yıllardan itibaren hemen her yıl bir kitap üreten Murdoch zamanının en üretken yazarları arasında sayıldı, ancak Murdoch'un romanlarında çok yazan ve çok okunan bir yazar olmanın ötesinde onu 20. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden biri haline getiren bir nitelik de her zaman kabul edildi. Murdoch, genel olarak romanlarında popüler polisiye ve gerilim roman teknikleriyle felsefi/kuramsal sorunları ortaya koyan bir yol izledi denilebilir. Onun roman kahramanları çoğunluk varoluşçu felsefecilerin ürettiği kahramanlara benzer, varoluşuyla ve yaşamıyla uyumsuz, sanatçı ya da sanatçı ruhlu, başarısız, hem kendileriyle hem de çevrelerindeki insanlarla sorunlu kişileri anlatır. Bu kişiler karamsar, umutsuz, ikilemler içinde yol bulmakta tereddütlü, şaşkın, yanılgı içerisinde, yalnız ve tedirgin kişilerdir. Bu kişiler her zaman bir ağa yakalanmış, bir çemberin içine alınmış, kuşatılmış gibidirler. Bunların çoğu zaman modern bireyin bazı açmazlarını sergilediği söylenebilir. Hemen her kitabında Murdoch psikolojik gerilim ögesini ya da psikolojik diğer ögeleri kullanır. Bunun yanı sıra yaşam-sanat, cinsellik-aşk, aşk-özgürlük, din, evlilik, platonik-erotik aşk, yalnızlık, rastlantısallık, öteki insanlarla ilişkiler gibi meseleler sürekli olarak olayların akışı içerisinde değerlendirilir. Edebiyat Murdoch'a göre etik meselelerin ve insansal ilişkilerin karmaşasını değerlendirmek bakımından daha elverişli bir alandır. Murdoch'un romanlarında bu temalara bağlı olarak umutsuzluk ve ironi derinden işleyen temalar olarak sürekli kendisini hissettirir. Zaman zaman kara mizah örnekleri ortaya çıkar. Romanın kurgusal yapısı üzerinde ya da dil üzerinde oyunlara girişmez Murdoch, ancak kurgusal şaşırtmacalarla ve belirsizliği çok iyi kullanmasıyla sürekli okurun dikkatini uyanık tutar, olayların gelişimini merak ettirir, her seferinde okuru kendi kurguladığı sonuçların çok ötesinde sonuçlara götürür. Felsefi çalışmaları Murdoch teorik ve felsefi metinlerde kaleme almıştır; meslekten bir felsefeci olarak bu alandaki çalışmalarında da önemli bir yazar olduğunu gösterir. İlk teorik yapıtı sayılan Sartre, Yazarlığı ve Felsefesi onun Sartre üzerine eleştirel bir değerlendirmesini sunar. Varoluşçuluk Murdoch için önemli olmuş bir felsefe yönelimidir. Edebiyatı, yaşamın ve ahlaki sorunların değerlendirilmesinde daha verimli bir alan olarak düşündüğü için kullanan Murdoch, bu alanda felsefi/etik/estetik sorunları irdeler. Bununla birlikte ayrıca felsefe metinleri kaleme almış ve bunlarla bazı konulara açıklık getirmeye çalışmıştır. Varoluşçu felsefenin yanı sıra dil, gerçeklik, yanılsama vb konularda ilgi alanı içinde yer alır ve onun edebi metinlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak işlenir. Ateş ve Güneş adlı çalışması, Platon'un sanat üzerine düşüncelerinin değerlendirilmesi olduğu gibi, Murdoch'un kendi sanat anlayışını da sunduğu bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Platon'un, Murdoch'a göre, sanatçıları sevmemesinin nedeni, sanatçıların akıllarını tehlikeli bir şekilde kullanmaları ve yaratıcılıklarını akıldışı şekilde ortaya koymalarıydı. Biz zaten gölgeler dünyasında yaşıyorduk ve bu gölgelerin yeniden gölgelere dönüştürülmesi, Tanrı'ya meydan okumak olacaktır. Şairler, yazarlar, ressamlar vs.nin varlığı, Tanrı'nın varlığına tehdit oluşturur. Bu nedenle Platon sanatçıları felsefe ülkesinden dışlamıştır. Murdoch etik sorunsalın yanı sıra estetik sorunsala ilişkinde değerlendirmelerini geliştirir; Platon değerlendirmesinde sanat ile gerçek arasındaki ilişki bağlamında değerlendirmeler üretir. Kant, Kierkegaard, Wittgenstein gibi filozoflardan hareketle sanatın yerini belirlemeye çalışır ve Platoncu teze karşı çıkar.