Evlilikte olsun, dostlukta olsun, her tür arkadaşlığı ayakta tutan bağ, eninde sonunda karşılıklı konuşmadır. Konuşmanın olabilmesi için de, ortak bir temel gerekir; çok farklı kültürdeki iki insanın tek ortak temeliyse ancak en düşük düzey olabilir.
Senin iki büyük kusurundan, gururundan ve onun deyişiyle "para konusunda çok yanlış" düşündüğünden söz etti. Nasıl güldüğümü çok iyi hatırlıyorum. Birinci kusurunun beni hapse, ikincisinin de iflasa sürükleyeceği aklımın ucundan bile geçmemişti.
Kadınlar satın almasını ne çok severler! Biliyorum, bir erkeğin kendilerine çiçek getirmesinden de hoşlanırlar. Çocukluk düşlerindeki prenses olduklarını düşünürler o zaman. Başkaları kendilerine ancak işe yaramayan armağanlar sunmalıdırlar. Çünkü onlar ancak çok yararlı şeyler için para harcayabilirler. Bir kilo yağ, oğlana okul çantası, kıza eldiven... Birazcık da işe yaramayan şeylere sahip olabilseler!... Eskiyip bir köşede kalmayan, ilerde işe yarar düşüncesiyle saklayacak dolap köşesi aranmayan, bir anlık sevinçle kısa zamanda tüketilen şeyler. Çiçekler, bir kutu çikolata ya da güzel bir koku.
Nasıl da unutuveriyoruz her şeyi. Çektiğimiz acıları, bize yapılan haksızlıkları... Acıya dayanmanın bir erdem olduğunu neden öğrettiler bize? Acıları unutmanın akıllılık olduğunu kim söyledi? Bilgelik bu mu? Bir ömür buna harcanabilir. Genç olsaydım, en baştan başlardım; sırasınca, yolunca, teker teker düşünerek... Acı çekenleri, çektirenleri, unutanları, alışanları...