Namaz bitti. Hepsi yere oturdular. Etrafta derin bir sessizlik oldu, sonra kalplerden gelen ince, hazin seslerle:
Güzel Türkistan sana ne oldu,
Hiç vakitsiz güllerin soldu.
Bilmem niçin kuşlar ötmez bahçelerinde,
Ah, bahçelerinde...
türküsünü söylediler. O türküyle ruhum vücudumdan ayrılıp uzaklara, ta uzaklara, Türkistan'ın solmuş, kuru ve susuz bahçelerine uçmak istedi...
"Ölmüş kahramanların heykellerini ölüler değil, yaşayanlar yükseltirler.
Onların ruhlarını içimden çıkarıp bir heykel haline getirmek için ben hayatta kalmalıyım. Onlar arkalarında güzel izler bırakıp gittiler.."
"Önümde yalnız karanlık ve korku var. Ben ilerleyemiyorum. Önümdeki hayatı göremediğimden, daima geriye bakıyorum. Belki bana yardıma gelir. Belki bana kim olduğumu söyler, ileriki hayatın sırlarını açıklar..."