Bürkitbay Batur'un hapisteyken bir sene evvel evlendiği karısı Ayşe'ye yazdığı şiir şöyledir:
(Türkiye Türkçesi)
Bürkitbay Batur, dendim, Osman'dan dualar aldım,
Güç kuvvet toplayacağım deyip halkım için bağlandım
İki gözüm görüyor, kızıl dilim konuşuyor amma, iki elim bağlı
İçim ateş gibi yanıyor çünkü maksadıma
erişemedim.
Düşmanın diş bilerken halkımın gözü parlıyor.
Hürriyetin elden gittikten sonra, münevverlerin sürülmekte,
Halkımın Kazak evlâtları, iyi düşüncesi olsa,
Hürriyetin, İstikbalin için ayaklan yeter Allah'ın sayası
Selâmım yetişsin Osman'a aldanmasın düşmana,
Hakka yalvarıp yetiştirsin halkı hürriyete.
Sayfa 119 - Bu şiiri yazdıktan sonra, orada çalışan bir Türke
dışarıya gönderen Bürkitbay Batur, kısa bir zaman
sonra «Hain » suçuyla kurşuna dizilmiştir. Halk bu büyük kahramanın şiirini, bir hürriyet marşı gibi ağızdan ağıza dolaştırıyordu.·Kitabı okudu
Türkistanın Kumul ve diğer vilayetlerinde durum çok karışık bir halde idi... Halk arasında ileri görüş sahipleri, derhal ortadan yok ediliyorlardı. Onların akibetini sormak ise, hiçbir fayda temin etmiyordu. Bir az daha soruşturulursa, bu defa suçlu çıkıyorlar ve şiddetli cezalara maruz bırakılıyorlardı. Hatta, kendileri bile ortadan kaybediliyorlardı. Bu gizli faaliyetlerin bir tek sebebi vardı:
Türkleri sindirmek, millî hislerini baltalamak, hürriyet arzularını söndürmek ve komünist yapmağa uğraşmak... Bu gayelerine ulaşabilmek için, her türlü
alçaklığı ve vahşi siyasetlerini tatbik ediyorlardı. Bütün Türkistan Türklerinin en fazla saydıkları ve sevdikleri kimseleri ortadan kaldırma siyaseti güden bu
adi insanlar, yine bu arada Altay Kazak Türklerinin çok saydığı Mankey'i tevkif ettiler. Daha sonra da millî bir şair olan Ahit Hacı'da aynı akibete uğratılmıştı. Rusların emirleriyle, bu işleri yaptıran, Şin Şi Sey ortadan kaldırdığı kimselerin mallarını da alıyordu. Bu şahısların aileleri de göz hapsinde olduğundan, bunlarla görüşmeye kimse cesaret edemiyordu.
Üzerlerinde Alman üniforması, Türkmenistan için savaşıyorlar.
Ben Sadık Turan'ın ne yapmak istediğin bir türlü anlayamadım. Bence kafası karışık ve ne yapacağını bilemeyen biri. Neden asker olduğunu, ne için savaştığını, silahını ne için ateşlediğini gerçekten biliyor mu?
Alman üniforması içinde gerçekten neden bulunuyor? Bağımsız Türkistan için mi? Yoksa ne yapacağını bilemediği için mi?
Ayrıca Almanların da yaptıkları şeyleri görüyor ve duyuyor buna rağmen neden hâlâ onların safında? Aklımda onlarca soruyla kitabı okudum.
İlk olarak Ruslar için savaştılar şimdi Almanlar için savaşıyorlar. Nedense aralarında hiçbir fark göremiyorum.
Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur! Sadık Turan bunu hâlâ anlamamış gibi...
Sadık Turan'ın korkaklığını açıkça gördüğüm sayfalar 175. Sayfa ve kitabın geri kalan bütün sayfaları. Dediği gibi gerçek bir TÜRK silahını çıkarıp Alman askerini vururdu ama Sadık, Muhan'ı vurmayı seçti. Kendi askerini savunmadı bile.
Sahi ne zaman uyanacaksın Sadık Turan?!
Askerleri öldü Sadık sessiz kaldı... Peki Marya? Sevdiğin kadın, Sadık? Ona yapılanlara nasıl sessiz kala bildin Sadık?! Seni afedemiyorum bazen Sadık Turan! Bu kadar aciz ve korkak oluşunu...
Marya gibi güçlü bir kadının senin gibi bir adamı sevmesini de hazmedemiyorum.
İlk kitapta Sadık Turan için olan umutlarım balon olup gökyüzüne karıştılar.