Gökhan dilek

“İnsan çocukken, her şeyin merkezidir. Her şey bizim için olur. Başka insanlar? Onlar ancak bizim konuşmamız için yaratılmış hayaletlerdir. Ama büyüyünce, insan dünyadaki gerçek büyüklüğünü ve biçimini alır. Senden başkalarına, başkalarından sana gelip giden ilişkiler kurulur. Bu daha kötü, bir bakıma da daha iyidir. "
Reklam
Başka nasıl olabilir, bilemiyorum. İnsanın gülüp geçme huyu sonradan gelir, tıpkı akıl dişi gibi. Hele kendine gülebilme huyu en sonunda, ölümle çılgın bir yarışa girdikten sonra gelir ve bazen gülmeye zamanı da kalmaz insanın.”
Bir tek hikâyemiz var. Bütün romanlar, şiirler, içimizde o hiçbir zaman bitip tükenmeyen iyi-kötü yarışı üzerine kurulmuştur. Ve bana öyle geliyor ki, kötülük ölür ölür dirilir, iyilik ise ölümsüzdür. Kötülüğün her zaman taptaze bir görünüşü vardır, iyilik ise dünyadaki her şeyden daha çok saygı değerdir.
İnsanlar arasındaki tehlikeli ve incelik gerektiren ilişkilerde acele etmek, başarılı bir sonuca varmayı büyük ölçüde önler. İnsanlar, çoğu zaman acele etmeleri yüzünden tökezlerler. Zor ve ince bir işin üstesinden gelmek isteyen biri, önce varacağı sonucu iyice gözden geçirmelidir. Bu sonucu gerçekten istiyorsa, artık onu bütünüyle unutup bir yana bırakmalı ve bütün gücünü, amaca varacak araçlara vermelidir. Bu yöntemle, kuşku, acele ya da korku yüzünden yanlış bir davranışta bulunmaktan kurtulabilir. Ama bunu da pek az insan becerebilir.
Bizim türümüz, yeryüzünde yaratıcı olan tek türdür. Yaratıcı olmasını sağlayan tek araç ise, insandaki bireysel kafa ve ruhtur. İki kişi tarafından yaratılmış hiçbir şey yoktur. Müzikte olsun,resimde, şiirde, matematikte ya da felsefede olsun iyi işbirlikleri yoktur. Yaratılış mucizesi bir kez gerçekleşti mi, artık topluluk onu kurup geliştirebilir. Ama topluluk bir şey bulup yaratamaz. Yaratmanın değeri, tek insanın yalnız kafasında yatar.
Reklam